Kore Ormanlarında Kışın Pedallamak

Gürkan Genç tarafından 9 sene önce yayımlandı
7 dakikada okuyabilirsiniz

Bu ülke haritada küçük gözükebilir. Hatta batıdan doğusuna baksan 450 km olan bir ülke. Fakat çok dik tırmanışları var. Tahmin edersiniz ki ben de ana yolları tercih etmiyorum. Şu ana kadar ülkenin 4 ulusal parkını gezdim ve oralarda kamp attım.

Şimdi aşağıda vereceğim bilgiler benim yol sırasında kazandığım deneyimlerin ufak bir kısmı. Bana göre aşağıdaki gibi yoğun performanslı uzun tur tırmanışlarında yapılması gerekenler.

215m’den 520m’ye pedallandı.

180m inildi 622m’ye pedallandı.

210m inildi 682m’ye pedallandı.

285m inildi 580m’ye pedallandı.

175m inildi 721m’ye pedallandı.

222m inildi 780m’ye pedallandı.

320m inildi 720’ye pedallandı.

212m ye inildi.

Bu geçenlerde bir gün içinde yapmış olduğum tırmanış ve iniş. Buna benzer daha çok veri var. Toplamda 3013 metre tırmanılmış, yolun eğimi de %8- arası değişiyor. Tacikistan’daki olay farklıydı. Tırmanmaya bir başladım mı günü bitiriyordum. Bir kere tırmanıp bir kere iniş yapıp kamp yapıyordum. Kore’de böyle değil. İn, çık, in, çık şeklinde. Burada asıl beni yavaşlatan unsur mevsim. Bir de Kore’de bu şekilde tırmanıp inmeye devam edersem Tacikistan’daki kendi tırmanma rekorumu da geçeceğim sanırım. Önümüzdeki günler neler gösteririr bilemem.

Sabah pedallamaya başladığımda hava -10 derecelerde, öğlene doğru 0 dereceye geliyor. Sabahları bisikletin her tarafını buz tutmuş oluyor. Güne buzları temizleyerek başlıyorum. Tırmanış yaparken üzerimde sadece spor atlet, altımda spor kapri ve rüzgar kesen ince bir mont oluyor. İnişe geçerken bere,maske, terlemeyi dışarı atabilen uzun kollu bir kıyafet, tayt , spor kapri ve gene rüzgarlık oluyor. Bu arada ayağımda bisiklet ayakkabısı falan yok. Bu soğukta onlar giyilmez. Grotech botlar mevcut. Varsa Grotech bisiklet ayakkabınız onlar giyilir. Eğer hava -10 derecenin üzerindeyse ve ben bisiklet kullanıyorsam o zaman üzerime North Face’in Summit serisini giyiyorum. Gene içinde de sadece spor atlet oluyor.

Eldivenlerde çok önemli. Tercih edilen 2 gözlü eldivenler. neden? çünkü daha az soğuk geçiriyorlar. Fakat ben su geçirmeyen 2 gözlü bulamadığım için Nort face in su geçirmez 5 parmak eldivenlerini kullanıyorum. Tamam su geçirmiyor fakat şöyle bir sıkıntı var. İçinde polar kaplamada olsa kaz tüyü olmadığından soğuk geçiriyor. Bende içine ikinci bir yün eldiven giyerek sorunu çözdüm. Hatta bu eldiven dirseğime kadar gelen bir bayan eldiveni. Bisiklete bindiğinizde ön tarafa doğru eğildiğiniz zaman montla eldiven arasında bir boşluk oluşur. Rüzgarlı günlerdede o boşluktan içeriye bolca rüzgar alırsınız. Ben bu boşluğu eldivenin kalan kısmını oraya toplayarak önlüyorum böylelikle sıcak ve konforlu bir sürüş oluyor.

Bir de bu kadar soğuk havalarda öyle peçete parçası gibi şeylerle (Buff) ancak boğazını korursunuz. Özel maskelerden kesinlikle şart. Bazı fotolarımda beni Ninja gibi görüyorsunuz. : ) Mahir Karasu, Ayşe Yıldız ve Onur Torun tarafından hediye edilen bere ve maske çok başarılı. Lafuma’nın ürünü su geçirmiyor, terlemeyi emiyor ve nefes almak oldukça rahat. Boynumun ön tarafını, kulaklarımı ve ensemi tamamı ile kapatıyor, iki parçadan oluşuyor.

Sıfır eğimde yaptığınız hızda önemli. Basıyorum düğmeye 93 kadansla 21.5km hıza sabitliyorum bisikletimi yoluma devam ediyorum : ) . Hava zaten soğuk hız yapıpta üstümüze rüzgar üfürtmenin alemi yok.

Peki neden bu şekilde sürekli üstümü değiştiriyorum? En basit şekilde hasta olmamak için. Detaya girecek olursam.. Tırmanışları bu inişler sırasındaki kıyafetlerle yapsam ne olur? Kıyafetler gene terlemeyi çok güzel bir şekilde dışarı atıyor. Bisiklet sürerken sıkıntı yok ne zaman ki mola veriyorum işte o zaman sıkıntı. Güneş olmadığından teri emip dışarı atan kıyafet, kurumakta zorluk çekiyor!!! Yazın böyle bir sıkıntım yoktu. Üstüne soğuk hava ve rüzgarda girince. Mola verdiğinizde üşümeye başlıyorsunuz.. Eh böyle uzun soluklu yolculuklarda da bir kere mola vermiyorsunuz. Video ve fotoğrafta çekiyorsanız. Bu tırmanırken çıkart, inişe geçerken giyin olayı şart. Yoksa hasta olursunuz.

Blogu düzenli okuyanlar bilir. Benim bir ön lastik var. Adı, Rubena Flash olur. 10 bin km yi ben bu turu devirmeden önce devirdi. Bu lastik toplasanız 10 defa ya patlamıştır ya patlamamıştır. Michelen’in yama setini kullanıyorum. Adamlar dünya markası. Ama doğa dünya markası falan dinlemez. Sen patlağın üzerine yapıştırıcıyı o soğukta sürdün mü o yapıştırıcı anında donar veya yapıştırıcı zaten donmuştur. Öyle bakar kalırsın. O yüzden en güzel yolu kendinden yapışkanlı yama setleri. Onda da dünyanın en iyi markalarında birini kullanıyorum. Soğukta tek çözüm ve çok pratik. Bu Rubenamın üzerinde artık sizde hak verirsiniz ki yarıklar kesikler olmayan bir şey yok. Hatta geçenlerde cımbızla Moğolistan’dan kalma bir diken bile çıkardım.. Kamp yerleri her zaman kolay yerlerde olmuyor, bazen nehirleri bazen de su birikintilerini geçmem gerekiyor. Yarıklarla dolu olan Rubena’nın içine su girdiği anda da o kendinden yapışkanlı yamalar hemen özelliklerini kaybedip patlağı ortaya çıkartıyorlar. Atılım Üniversitesi ve Güngörler Bisikletin göndermiş olduğu dişli lastikleri henüz kullanmıyorum. Önümüzdeki günlerde kar yağışları başlayacak o zamana saklıyorum onları.

Bu arada pedallama sürem de azaldı. Kış ayına girdiğimizden hava geç aydınlanıyor, erken kararıyor. Yazın sabah 6 da başlardım akşam 7-8’de bitirirdim. Şimdi sabah 8 buçuk veya 9’da pedallamaya başlıyorum. Akşam 4 buçukda bitiriyorum, 1 saat sonra da hava kararıyor, ben de ancak kampı hazırlayıp yemek yapıyorum.

Sabahları güneş kendini göstermese de, o bulutların arasından hafifte olsa gözükse, bisikletimin üzerindeki buzları bir nebze olsun çözüyor. Ben de yola öyle çıkıyorum. 5 dk kadar bisikleti zorlamamaya çalışıyorum.

Önemli bir konu daha var. Gözlük! Özellikle de camları sarı olanlar. Her sabah düzenli olarak gözümde. Yoldaki buzlanmayı daha net görebiliyorum. Kışın dağda snowboard yaparken de sık sık kullanırdım sarı camlı gözlükleri. Hem siste daha net görmenizi sağlar hem de beyaz bir alanda gözünüzü hiç yormaz. Ayrıca güneşli günlerde gözlerimi çok iyi dinlendiriyor.

 

Rampalar, soğuk hava, hastalanmamak için alınan önlemler derken sık sık pedallasam bile evet hala Kore’deyim. Günde 60-80 km arası yol alarak ilerliyorum. Aralığın ilk haftasına kadar da Kore sınırları içindeyim.

Kore’den sevgilerle. : )

Gürkan Genç'e Destek Vermek İstiyorum!