Sendeki olanaklar bende olsa, daha iyi gezerim!!

Gürkan Genç tarafından 7 sene önce yayımlandı
19 dakikada okuyabilirsiniz

Yolda olan herkesin vardır bir sebebi. Canı sıkılır, gezip görmek ister, cebinde parası da vardır (Örnk: Türkiye-Japonya turu). Kimisi günde 200 km alacam der, hiç durmadan pedallar, o yolda kaç kilometre hıza ulaşacağım der, önce buraya sonra bu şehre en sonda da öteki şehre gideceğim der kendisine hedefler koyar. Kimisi bu yaşadıklarını internette paylaşır. Kimisi paylaşmaz, dünyanın ondan haberi yoktur (Nathan ve Ecevit!). Yolda öğrenilen tecrübeler farklıdır. Herkesin yola çıkış sebebi farklıdır. Gezmesini seven biriyim. Bisiklette dünyayı gezebileceğim en muhteşem ulaşım aracı. Yol üstündeki tüm detayları yakalıyorsun. Ne hızlı ne yavaş. Başka araç kullanmıyorum. Kıta geçişlerinde veya ufak adalara giderken gemileri ve uçakları kullanıyorum. 

 

Yüzlerce sunum verdim ve hep şu cümleyi kurdum “İstedikten sonra yaparsınız.” Kimseye bu turu ancak ben yapabilirim demedim. “Sana imkan ve olanaklar sağlandı da sen o yüzden böyle gezip anlatıyorsun, bana da verilse ben de yaparım. diyenler oluyor. İyi de kimse bana “Al kardeşim sana bunları veriyoruz, git dünyayı gez.” demediki? Bu şekilde düşünenelerde nasıl bir kafa var ne kullanıyorlar anlamış değilim. Buyrun gidin sizler de konuşun, hepsinin adı sanı belli tek tek paylaşmışım sponsorları Hatta Türkiye’de yüzlerce firma var, buyrun gidin konuşun arkadaşlar. Türkiye-Japonya Turu’nda Atılım Üniversitesi nasıl destek vermişti. Yol anıları arasında bulunuyor.. Ben ne işle meşgulmüşüm. Sonrasnda neler yapmışım Gürkan Genç Kimdir‘de paylaşmışım. “Başarınız varsa herkes yanınızda olur” sözünü her sunumda kullandım. Kaldı ki ortada bir başarı varsa da kendi imkanlarımla ulaşmışım o ilk turda. Tuzu kuru diyenler oluyor. Ne evim var ne arabam, Ne de zengin bir ailem. Buyrun araştırın. Parası varda geziyor diyen insan da şu hayatta paradan başka bir bok düşünmeyen insandır. Türkiye’de olduğum süre içinde dünya turuna çıkabilmek için nasıl disiplinli bir çalışma içinde olduğumu ailem ve arkadaşlarım iyi bilir.. “Hadi gidiyorum” diyip yola çıkmadım ki. Tam bir buçuk sene bu tur için uğraştım; dünyayı gezeceksem kendime göre bazı kriterler oluşturdum. Bunları yapmam gerekiyordu. Japonya’dan döndüğümün ikinci haftası demiştim dünya turuna çıkıyorum diye. O zaman da Serkan bana “Gürkan takip edenimiz çok, ağızdan laf bir kere çıkar.” dedi. Kışın en soğuk mevsiminde Avrupa’dan geçece.ğim dedim. Aralıkta Ukrayna ocakta Rusya, Şubat ayında da Finlandiya’yı -30, -40, -50 ler görerek geçtim. Tipi var pedallamıyayım hava -40 çadırda uyumayayım demedim!! Yapacağım dedim. Yazın en sıcak mevsiminde Sahra Çölü’nü geçeceğim dedim. Orayı da geçeceğim. tek tek nereleri gezeceğimi söyledim.  Bak buradaki adresin sonuna ne yazmışım yola çıkmadan aylar öncesinde:

“Gelecek için Pedalla projesi insanları bisiklete binmeye teşvik eden bir projedir. Yol anılarımı ve videolarımı bu yolculuk boyunca sizlerle bir önceki turda olduğu gibi paylaşıp bisikletli yaşama elimden geldiğince destek vermeye çalışacağım. Bu hedefleri sizlerle paylaşıyorum ve bundan sonra ülkemizdeki bisikletli gezginlerin de bu noktalara gideceğini tahmin ediyorum. Dünya’da bu tarz seyahatleri yapan ilk kişi değilim, son kişi de olmayacağım. Keşfetmek ve anlatmak için yaşamak lazım. Hepimize keyifli yolculuklar dilerim.”

Bu şekilde yol almayı seviyorum arkadaş anlamıyor musun? 

Bu seyahatte neden bu firmalar destek veriyor önce sponsorluk mantığı ile bakalım. Bu adama neden sponsor olunur? Şimdi yakınında bulunan bir dergiyi al ve sayfalarını karıştırmaya başla. Her sayfada reklam göreceksin. Sayfanın üçte birini kaplayan reklam 500 TL, Sayfanın yarısını kaplayan 750 TL, Tam sayfa röportaj varsa bir mekan ile ilgili 1000 TL. Ön Kapak 2500, 3500 TL , Arka Kapak 1500, 2000 TL ( bu fiyatlar derginin tirajına görede değişir ben mi nereden biliyorum ? Eh dükkan varken bende reklam verirdim.) Peki derginin içinde ne var? Hedef kitlesi kimse ona göre konular. Dergi nereden Para kazanıyor? Aldığı reklamdan. Gelelim www.gurkangenc.com sayfasına. Aylık sayfaya bakan kişi sayısı 40000. Sayfada geçirilen zaman en düşük 5 dk. Aylık sayfa gösterim sayısı 125000. 800 sayfa yazı, 4000 Fotoğraf,  55 video  Facebook Sayfasında haftalık ulaşılan kişi sayısı 40000. Beğenen kişi sayısı 15000. Sürekli güncellenen içerik. Yani sayfa olmuş bir online dergi. Emek var! Alın Teri var! Bacak teri var! Kurum Ana sponsor oldumu ne oluyor? Adam sürekli kapakta daha ne istesin? üstelik ne kadar ucuza. Ee peki bu noktaya nasıl geldi?

Doğa için Pedalla blog sayfasının reklamımı yapıldı mı bir yerde??  Hayır! Sadece yazdım arkadaşlarıma, aileme. Japonya’ya giderken Türkmenistana vardığımda 50 kişi takip ediyordu. Sonra dogaicinpedalla.com alamadığımdan (neden alamadığım veya neden artık o adı kullanamadığım başka bir hikayedir!!) ve yabancılara site adini söylemekte zorlandığımdan dolayı gurkangenc.com dedim. Sadece yazdım fotoğrafladım  ve siteye yerleştiriyorum başka herhangi bir çabamda olmadı. Yaptığım bu olaydan da keyif alıyorum. Bu yüzdendirki  Türkiye’de bir çok kişi bilmez böyle bir seyahat gerçekleştiğini. Kendi reklamımı yapmamışımdır. Gelelim Sponsorlarla aslında neler yaşadım.

 

Öz Efor bisiklet ilk turda sadece bir pompa yollamıştı. Al sana destek… (hehe) Şimdi adıma bisiklet yaptılar, bisikletin tüm parçalarını yolluyorlar. Arıza mı çıktı yenisini alırım, parasını yollarlar. Babasının hayrına yapmıyor sanırım bu sponsorluğu Kron? İnsanlar yazmış çizmiş “Gürkan Genç xtr ekipmanla yola çıktı, bu işten anlamıyor” diye. Yeni seri Xtr zincir daha ilk gün taktığım gibi baklaların arasında açılma bile yok, 3500km devirmiş.  “32 telle jant seti ile çıktı, tur bisikletçiliğinden anlamıyor” Ben ilk turumda 36 kullanmıştım şimdi 32 güçlü teller deniyorum bakalım nasıl olacak dedim yani deniyorum!! Amerika’yı keşfetmişler neden bir defa daha keşfediyorsun diyorlar. Yahu ben böyle bir turda kendim test etmek istiyorum. Deore ve Slx modeller ile de dünya turu atanlar var. Sponsorum var diye xt veya xtr tercih etmiyorum. Bir önceki turda da kendi bisikletimde sadece XT donanım vardı. Ve hepsini ben kendi birikimlerimle almıştım. O bisiklette koç müzesinde, görebilirsiniz.  Benim turculuk anlayışıma göre xt ve xtr’dan başka bir malzeme kullanmam, isteyen istediğini kullansın. Ha neden peki diye soracaksanız internette veri çok, merak edenler kendi araştırmalarını yapabilir. Kaldı ki ilk turumda da xt kullanmışım. Bırakın da biraz ben de bir şeyler bileyim he? Bagajda bir sorun yaşadım, onun da üstesinden geldim. Maalesef Türkiye’de üst seviye bisiklet donanımı satan tek bir kurum yok. Olay sadece shimano parçalarla bitmiyor. Bunun selesi, çantası, giyimi var. Ama işte vergiler bu kadar yüksek olunca, gelecek ürünün alıcısı da az olunca malzemeyi ülkede bulamıyorsun. Efor bisiklet Avupa seyahati boyunca eskiyen bütün parçaları yenilemem için maddi destekte bulundu

The North Face sponsor olmuş. Evet oldu, üstelik tam destek. Yahu sitede kocaman reklam dönüyor, o fotoğraflar bir önceki turdan bilmem biliyor muydunuz? The North Face sponsor muydu? Hayır!!!!! Türkiye-Japonya turuna değildi. Ama ben bu adamların ürünlerini satın aldım ve kullandım, üstelik sitede gene öve öve anlatmıştım. Dünya turu içinde Amerika‘ya geçtiğimiz sene içinde nasıl görüntüler ve fotoğraflar yolladım? Kim ne biliyor?? Kimlerle görüşüldü bir sene? Ulan zaten adamın ürünleri bende var. Hani olsa da olmasa da kışın bol bol görecektiniz. Fakat projeye tam destek verdiler. Çünkü bu alanda bu tarz tam destek alan global bir sporcu kendilerinde yok! Tur bisikletçiliği, dünyanın en zor hava koşullarında 7 kıtada. Daha ne olsun? Kış desen kış, kuzeylerdeyim. Yaz desen çöldeyim. Fizik iyi, el ayak düzgün, al kullan işte manyak mısın? Buyur dedim. Proje benden, destek senden.

Dedik ya yolda olmak kişiden kişiye değişir, ben bunların olmasını istedim. Anneme babama rahat ulaşmak istedim. Bir önceki turda Bisikletliler Derneği başkanı bana bir uydu telefonu vermişti yolda acil bir durumda kullanmak için, çok da iş görmüştü sağolsun. Moğolistan’da anneme babama her gün çadır kurduğum noktanın koordinatlarını yollamıştım. Babam her gün google earth’den işaretlemişti çocuk burada diye. Türkmenistan’da çölde kayboldum. Gps haritası da iptal oldu. Telefon konuşması 2.700 TL gelmişti. O zaman bu turda bana iletişim sponsoru lazım dedim, gittim Globalstar ile konuştum. Spot ile tam destek verdikler. Sınırsız telefon konuşması, sınırsız internet bağlantısı. 7 kıtayı bu şekilde metre metre gezen kaç kişi var? Adam kendi markasını bu kadar iyi test edebilir mi? Her hava koşulunda kullanıldığını, nerelerde iyi çektiğini, nerelerde çekmediğini daha iyi nasıl öğrenebilirdi ki? Hello my name is Gürkan Genç and this is my project. Can you support me? Wuhuuuuuuuuuuuuuuu. Of course!

Ha bu arada Türkiye-Japonya turu da referans oldu. “Adam manyak, yaparım demiş Japonaya’ya gitmiş. Bu herif 7 kıtayı gezer.” dediler.

Başka bir mevzu. Sağlık. Hadi ilk turda hiç hastalanmadım. Fakat başımdan enteresan kazalar geçti. Bir gün az kaldın Panju nehrine düşüp ölüyordum. Soyuldum, tutuklandım, Ateş açıldı, bıçakla peşimden kovaladılar, gece kurtlar çadırın etrafını sardı. Hale bak ne olacağı belli değil. Tur Assist Firması öyle bir destek verdi ki maalesef sözleşmenin içeriğini paylaşamıyorum. Açık ve net söylediler, daha önce böyle bir destek vermemiştik ilk defa veriyoruz. İspanya’da görüşürüz. Neden İspanya’ya? Çünkü böyle bir projeye Türkiye’de sizi sigortalayacak, bisikleti sigortalayacak firma bulamazsınız. Belki benim projemi gösterip birileri destek bulabilir. “Bak İspanyol adama destek olmuş. Siz de bir Türk firması olarak bana destek olun.” diyebilir. Diyecek olanlar da çıkacaktır. Bu projeyi örnek olarak göstermemek aptallık olur.. Turumda ne zaman düşüp bir tarafını kıracağım, ne zaman öldürüleceğim, ne zaman bisikletimin çalınacağı belli değil. Her şey anlık. Ben az gezilen ülkelerde, o ülkenin insanlarının bile kullanmadığı yollarda, kışın karlı ve buzlu havada, insanların soğuktan öldüğü, yazın en sıcak havada, hastalığın kol gezdiği yerlerde dolanıyorum. Babasının hayrına sponsor olmadı sanırım bu firmada? Al işte benle bunu diyorlar “Biz güçlüyüz ve dünyanın her yerinde varız!!” Kaç ay uğraştım bu sponsorluk için? Kimlerle görüştüm? Neden inandılar?

Ben sponsorlarıma hayal ortakları derken bunu güzel cümle diye söylemiyorum ki.. Adam projeye bakınca benle beraber heyecanlanıyor. ”Ulan deli bir şey bu hani yaparsan inanılmaz bir şey” Herkesin hayalidir dünya turu, hayatını riske atan birine bu şekilde destek olmak aslında firmalar için çok basit bir olay. Getirisi onlar için inanılmaz olabilir fakat benim için sadece az biraz güvence o kadar. Bu arada “Hayal ortaklarım” cümlesini de bana sunuma gittiğim Young Guru Academy öğretti. “Hayallerini bizlerle paylaşıp ortak olduğun için teşekkürler Gürkan Genç” Öğrencilerin hayal ortağı olmuştum. Buradan çıkmıştır……..

Hadi bir başka sponsora geçelim. Ankara Patent. Gürkan ne alaka neden adını marka tescili yaptırdın? Neden sana sponsor oldular? Demir Atlı Adam, Gelecek için pedalla, Gürkan Genç. Ünlü biri miyim? Hayır değilim. Olur muyum onu da bilmiyorum, umrumda da değil. Fakat bisiklet turlarım ile ilgili çıkan bu adları koruma altına almak, 7 sene sonra ülkeye döndüğümde bir başkasının yaptığım proje üstünden ticari bir şeyler yapmasını, benim yazılarımı benden habersiz başka sitelerde paylaşılmasını önlemek amacı ile yapıldı. Durumu da Ankara Patente anlattım. Onlar da biz böyle bir projeye destek olmayacağız da neye destek olacağız dediler.

 

Türk Amerikan Derneği neden destek verdi? Çıkacak olan bir kitap var. Ulan nerde hani çıkacak çıkacak diyorsun ama ortalıkta kitap yok. Bitti, gerekli yerlerde duruyor o kitap. Türk Amerikan Derneği de bu kitabı ingilizceye ve bir kaç dile daha çeviriyor. Üstelik bu turla birlikte yabancı dil eğitim burslarını da benim üstümden sadece benim yazılarımı takip edenlere tüm şubeleri ile birlikte veriyorlar. Kolay mı oldu sanıyorsunuz bu desteği almak ?

Güngörler Bisiklet nasıl destek oldu? Burak ilk turumun maliyetini iyi bilir. O zaman yeni tanışıyoruz, bana da inandı. Kendisine gelen malzemeyi geliş fiyatından bana vermişti. Bu ufak gözüken desteğin ona nasıl getiriler sağladığını gidin kendisine sorun. Yeri Ankara Balgat’da, Güngörler Bisiklet. Anlatsın size hikayeyi. Bu olay nasıl başladı ve nerelere geldi. Dünya turunda destek istedim. Abi dükkan senindir dedi. Budur inanmak, böyle bir projenin arkasında durmak. Bana bir kere olsun demedi ”Abi benim de reklamımı yapsana.” diye. 

Yukarıda bir fotoğraf koydum, manken gibi çıkmışım. Bisikletin ön tarafında logolar gözüküyor. Sanmayın ki logolar hep orada duruyor. Yol alırken üstümde başımda logo taşımam. Çantalarda bile logo yoktur!!! Atılım Üniversitesi de o bayrağı taşımamı istemedi. Bu da sadece benim kararımdır.. Reklam panosu gibi pedallayıp gezmem! Gazete veya medyaya çıkacaksa kullanırım o logoları o kadar. Yolda göremezsiniz. Gazeteye, televizyona çıktığımı sadece ve sadece bu sayfada görürsün. BASIN

Dışişleri Bakanlığı neden destek oluyor? Tanıdık mı var? Türkiye’den Japonya’ya giderken bakanlıkta tek bir kişiyi bile tanımıyordum. (Şimdi de sadece 3-4 kişiyi tanırım fakat bakanlıkta çalışan bir çok kişi bu projeye destek verildiğini bilir ve gurur duyarlar)ilk turumda da destek istemiştim, istediğimin yarısını bile alamamıştım. Ama çok uğraştım. O kadar çok uğraştım ki 5. ayın sonunda TAMAM ULAN  dendi  : ) . İl milli eğitim ,  Bisiklet Federasyon, Spor Bakanlığı, yani o evrak işleri varya ben bunlarla bıkmadan usanmadan günlerce aylarca uğraştım. O ufacık destekle Japonya’ya varmayı başarmıştım. Şimdi ise tam destek veriyorlar. Olayın hükümet yanlısı olmakla veya olmamakla  alakası olmadığı gibi torpil denen durumda yoktur bunu düşünen kafanın içinde gelişim sürecini tamamlamamış beyin vardır.  Ülkenin bir vatandaşına, gencine, sporcusuna, böyle bir proje için destek vermemesi zaten enteresan olur. Türkiye’de nasıl üniversitelerde sunumlar verdiysem, okullara gidip nasıl çocuklarla kaynaştıysam dünyayı gezerken de aynısını yapıyorum. Her ülkenin medyasına çıkıp kendimi tanıtıyorum. Halkı da öğreniyor. “Vay bisikletle 7 senelik dünya turuna çıkmış bir Türk!” Bunun karşılığında bana aldığım destek; Normal bir pasaportla dünyada vize ücreti ödemeden serbest dolaşım izni almaktır. Yani olay sade düiünüldüğü gibi Avrupa değildir. TÜM DÜNYA ÜLKELERİDİR!

Ankara Yüzüncü Yıl Hastanesi gel dedi gel. Madem böyle bir adam var biz de tam destek olalım. Tüm aşılarımı kontrollerimi o hastanede yaptırdım.

 

Ve Atılım Üniversitesi. Bu turun maddi desteğini sağlayan tek kurumdur. Bilmiyorum başka bir üniversite birine bu şekilde destek verir mi? Genç arkadaşlardan duyuyorum hep; “Üniversite ile konuştuk destek vermiyorlar abi.” Arkadaşlar bu rekabet ortamıdır, sever üniversiteler bu tarz rekabetleri. Beni örnek gösterin. Atılım Üniversitesi’ni örnek gösterin. Üniversite’nin sahibi Yalçın Zaim’in hayalleri ile bu üniversitenin zaman için ne kadar sağlam adımlarla büyüdüğünü açık ve net şekilde anlamak mümkün. Kimi büyük firmanın yetkilisi “O çölde nasıl gittin, kimi kandırıyorsun” der,  kimisi de “Benim hayalim de dünyayı gezmekti ama olmadı ama hayali olan birine destek vereceğim” der. Benim projemin okula nasıl bir katkısı olduğu da ortada. Üniversitede bisiklet kulübü kuruldu. Türkiye sınır kapısına kadar bana eşlik ettiler. Nasıl değişiklikler olduğu üniversite içinde bile gözlemleniyor. Bisiklet yolları yapılmaya başlanacak falan filan.

Bu tura bu şekilde çıkmak istedim, tüm bunları tek tek organize edip uğraşıp zaman ayırıp çalışarak. Çalışarak diyorum çünkü ben bu tur için sabah akşam çalıştım arkadaş…  “Gürkan senin imkanların var sponsorların var, bu yüzden bu turu yapabiliyorsun” diyen arkadaşlar. Ben bu imkanların oluşması için 3 Nisan 2010 tarihinden beri pedal çeviriyorum. Türkiye’den Japonya’ya gitmişim dönmüşüm, yüzlerce sunum vermiş, aynı zamanda bu proje için çalışmışım. Şimdi ise 12 yaşından hayalini kurduğum, 30 yaşında ilk adımını attığım dünya turunu 33 yaşımda gerçekleştirmek için yollardayım. 7 sene sonrasının planlamasını yapmak kolay mı? Kim size iş verecek döndüğünüzde? 40 yaşında dünyayı gezmiş biri olarak siz hangi işte çalışırdınız? Bu olay sadece dünyayı 7 sene gezmekle bitiyor mu sanıyorsunuz? Çocukları ne kadar çok sevdiğimi belki çektiğim çocuk fotoğraflarından anlayanlarınız vardır. Kendi çocuğum belki olmayacak, belki de kırk yaşından sonra olacak. Bir çok şeyden ödün vermiş biri bu yazıları yazan, fotoğrafları sizlerle paylaşan biriyim. Halimden de, edindiğim tecrübelerden de gayet memnunum ve mutluyum, belli olmuyor mu? Benle kafayı yormayın fazla, yazıları okuyun, fotolara bakın işte manyak diyip gülüp geçin, öyle olması lazım. Arkadaşlarımı da biraz olsun gururlandırıyorsam ne mutlu bana….

 

Dedim ya herkes kendi yolculuğunu yapar. Vardır herkesin yola çıkış hikayesi, yol alış tarzlarımız farklıdır. Yukarıda Ecevit diye birinden bahsettim. Kendisi ile Kişinev’de tanıştım. Bisiklet ile Japonya’dan Türkiye’ye doğru dönüyormuş. Aynı zamanlarda Moldova’ya girdik. Hani herkesin kafasında bir gezgin imajı vardır; pis kokan, sakalları uzamış, uzun zamandır üstündekilerde ve kendi de yıkanmamış. Hah işte Ecevit bunların hepsine uyuyor. Zaten Sefa bana ”Sen gezginsen, o derviş olmuş.” diyip noktayı koymuştu. Ecevit’in yanında ben sıradan halktan biri gibi duruyordum. İyi giyim, yeni kesilmiş sakallar falan. Bakın Ecevit neler yapmış. 2010 yılında uçakla Japonya’ya gitmiş, almamışlar. Ulan siz misiniz almayan demiş. Ben de bisikletimle gelirim. Atlamış Balıkesir’den bisikleti ile yola çıkmış. Gürcistan, Azerbaycan Rusya yapıp Moskova’ya kadar gitmiş. Sibirya ekspresine atlamış trenle Vladivostok’a kadar gitmiş. Oradan gemi ile Japonya’ya gitmiş. Bunu Gene ülkeye almamışlar. Sınırdışı edilmiş. Kore’ye geçmiş. 5 ay orada çalışmış. 3 ayı doldurduğundan ve kaçak olarak çalıştığından oradan da sınır dışı edilmiş. Gemi ile tekrar Vladivostok’a dönmüş ve tren kullanarak Moskova’ya geri geçmiş. Sonra da Ukrayna Moldova yapmış. Cebinde 5 kuruş para yok. Moldova sınırını kaçak geçmiş. Romanya sınırının olduğu taraftan gitmiş. Romanya vizesi olmadığı için ülkeye almamışlar. Sonra tekrar Moldova’ya kaçak girip elçiliğimizden yardım istemiş. Tek bildiği dil deTürkçe. Aynı gün ben de elçiliğe geldim. Geçtim karşısına. “Arkadaş sen kimsin?……….” Yahu ne kafalar var ha haberimiz yok. Kardeşim gezmek isteyen geziyor. Valla bahaneye gerek yok…

Adını söylerken bile gözleri doldu. Dedim tamam konuşma bir sebepten dolayı yollara koyulmuşun. Anlatmazsın bizlere. Ülkenden arkadaşlarından aileden uzaklara gittikçe, görmedikçe o gözler dolar. İyi bilirim o duyguyu. Başından çok olay geçmiş, çok şeye tanık olmuş, gözlerinden belli. Aylardır duş almadığı kesin, böyle bir koku yok. Bisikletine bakıyorum. Yol bisikleti lastikleri, yedek jant, kocaman bir sırt çantası. Benim 4 çantanın ağırlığında. Benim çantaları görüyor “Çok yük taşıyorsun.” diyor. Hele bir dördünü kaldır bakiim diyorum. Gülümsüyor. Sırt çantası 4 çantadan da ağır. Ne var içinde bilmiyorum. Enteresan bir Türk gezginle tanışıyorum. Bu iş parasız yapılır mı diye soran çok oluyordu? Ben de yapan yabancılarla tanıştım demiştim. Bu şekilde gezen bir Türk ile tanışmakta nasip oldu.. Şimdi Balıkesir’e dönüp çalışacakmış, belki ileride gene yollara koyulurum diyor. Kuzeye gittiğimi öğrenince ilk sorusu ekipmanlarımın ne kadar iyi olduğu olmuştu. Bisikleti görünce anladı. Kendisini takdir ve tebrik ettim. Muhteşem bir olay yapmış. Var mı bir isteğin dedim, yok dedi vizemi alıp gideceğim. Yolu açık olsun. 

Hedefim 21. yy gezginlerinden biri olarak adımın gelecekte yankılanmasını umut etmek ve insanlığa faydalı bir iz bırakmaktır. Herkesin gezisi, hedefi farklı olabilir. Yapılan her geziye, o gezi ile ilgili yapılan çalışmaya saygı duyarım, tebrik ederim. 

Sevgiler, saygılar.

Gürkan Genç'e Destek Vermek İstiyorum!