Türk dizilerinin Güney Amerika’da doğduğu ülke; Şili

Gürkan Genç tarafından 2 hafta önce yayımlandı
21 dakikada okuyabilirsiniz

Şili sınırı geçişi oldukça rahat oldu. Gümrük görevlileri çantalarımı ne x-ray cihazına soktular ne de çantaların içini açıp baktılar. Sadece bir köpek çağırıp bütün bisikletimi koklattılar. Kimse çantalarımın içinde neler olduğunu da merak etmedi. Normalde bu kadar rahat bir şekilde geçilmiyor diye biliyordum. Özellikle de bisiklette gıda ürünleri varsa onlara el koyuyorlar. Bende de birkaç parça bir şey vardı, belki almayacaklardı fakat hiç sormadılar. Böylelikle Şili-Arjantin arasındaki ilk sınır geçişimi yapmış oldum. Güneye doğru inerken Şili ve Arjantin arasında birkaç sınır geçişi daha yapacağım.

Sınır kapısını geçtikten hemen sonra önce bir taş ocağı işletmesi gözüme çarptı. Her yer iş makinası dolu. Bir kilometre sonra da karşıma kayak merkezi çıktı. Kayak merkezinin pistine şöyle bir bakıyorum “Ulan bu pist nereden başlayıp nereye gidiyor böyle?” Aşağı doğru inerken bir yandan da pistin nereden gittiğini anlamaya çalışıyorum. Onu anlamaya çalışırken şu dünyadaki en meşhur ilk 10 tırmanış veya inişten biri olan “Los Libertadores” geçidinden inişte başlıyor. Aşağı inerken aralıksız tam 21 S viraj saydım, eğimi çok yumuşak Los Andes şehrine kadar 38 km hiç pedal çevirmeden iniş gerçekleşiyor. Şili tarafından çıksaymışım pek keyifli bir manzarası yokmuş onu da görmüş oldum. S virajların sonuna gelmiştim ki küfür ederek durdum.

Yol kat kat yukarıdan aşağı doğru indiğinden bazı noktalar yukarıdaki toprak kaymasını önlemesi için beton bloklarla desteklenmiş. Blokların tepesi de kapatılmış, araçlar da altından rahatça geçiyor. O eğime o toprak zor durur yukarıda o belli ediyor. Bu tünellerin üstünden de yukarıda gördüğüm Centro de Esquie Portillo’nun kayak pisti geçiyor. Yani adam kışın kayak yaparken Arjantin-Şili arası en yoğun geçitte araçların üstünden hoplayıp zıplayarak geçiyor ki eminim S virajın başlangıcında olan biri hızla aşağı inen bir kayakçının veya snowboardcunun o alandan baya bildiğin havalanarak geçtiğini görebilir. Eğer sporcu o tünel aralığını kaçırırsa ve yola düşerse çok ciddi sakatlık yaşayacağından eminim. Kışın bu geçidin açık olup olmadığını sordum. Açık dendi. Büyük adrenalin öyle böyle değil. Eskiden snowboardcuların fotoğraflarına bakarken adamların baya işlek olan bir yolun üstünden atladıklarını görürdüm meğerse o noktalardan biri de burasıymış.

Ayrıca öğrendiğim kadarı ile bu bölgedeki kayak turizmini canlı tutanlar Brezilyalılarmış. Brezilya’dan bu noktaya sadece kar görmeye gelenler bile var. Santiago’dan bu noktaya günü birlik dağ turu fiyatları 150$-200$ arası değişiyor. Bu ücretin içine ulaşım ve kayak takımları da dahil. Türkiye’de tek günlük Ankara Kartalkaya fiyatı bundan daha ucuz veya daha ucuzdu, şu anki fiyatı bilmiyorum.

Aşağı doğru inerken yokuşu tırmanan İzlandalı bir bisikletli ile tanıştım. Yolculuğa arkadaşları ile başlamış sonrasında onlar ülkelerine dönmüş tek tabanca takılıyor. Biraz sohbet ettikten sonra bisikletime bakıp “Dünya turu yapan biri için cidden çok az ekipmanın var” dedi. Bu süreç 7 sene içinde 3 defa değişti. 2010-2011 sonrasında 2012-2015 ve son olarak şu an ki haline Nisan 2016’da geçtim. 116 litre bagajdan, 70 Litre bagaj kapasitesine kadar düştüm. Yazlık kışlık kıyafetler, kamp ve mutfak malzemeleri, elektronik cihazlar, drone’a kadar tutun herşey var. -60C +60C derecede, karda, yağmurda, rüzgarda pedallayacak tüm ekipmanlar. Her şey oldukça küçüldü. İyi bir düzen oluşturduğumu düşünüyorum elki ilerde daha iyisini de yaparım. Bu arada toprak yoldan gitmesini önerdim. Gps’de hemen tünel girişinden önce sağda yolu da gösterdim.

Sonrasında aşağı Los Andes’e kadar 36 kilometre tatlı bir eğim var. Sadece bir noktada küçük bir tırmanış yaptırdı o kadar. Los Andes’de Warmshowers’dan 3 kişi buldum. İkisi geri dönüş yapmıştı ve bu akşam için maalesef şehirde değillerdi. Şehre girdiğimde de hava kararmak üzereydi. Fazla kasmaya gerek yok gidip bir otelde kalayım, yarın da zaten başkent Santiago’ya varmış olurum. Sağa sola bakındım. Telefonda da gördüğüm kadarı ile çevremde tek bir otel gösteriyordu. Otele girdiğimde “Burası biraz tuzlu olacak gelecek ağa belli şık yer” dedim ve öyle oldu. Normalde 10$-30$ arasında kalırken bu otel odası tek kişi için 38$. Bugün çok tırmanış yaptım. Günlerdir  çadırdayım imkan da var burada kalayım. Bazen öyle anlar oluyor ki canım daha fazla pedal çevirmek istemiyor dinlenmek istiyorum, hah işte bu da o anlardan biriydi.

Odaya çıkıp ilk iş bedenimi sıcak suyun altına soktum. Tırmandığım geçidi düşünmeye başladım. Bugün gördüğüm heykel 3.832 metrede Ant Dağları’ndaki en büyük İsa heykeliydi. Şili ve Arjantin arasındaki barışın bir sembolüydü. Şili tarafında İglesia, Arjantin tarafındaki adı Bermejo bu geçidin adı. Bir misyonerin keşfettiği ve yıllar sonra San Martin’in Ant ordusu ile geçtiği ve İspanyollarla savaştığı o döneme göre oldukça zorlu bir zirve. Manzarası oldukça güzel.

Ertesi gün yola çıkmakta pek acele etmedim. Ne de olsa Santiago’ya vardım sayılır. Takip edeceğim tek bir yol var gibi gözüküyor. O da ana yol. Ara yollar beni Santiago’ya götürmüyor. Arjantin’den farklı olarak burada ana yollarda emniyet şeridi yan tarafta. Çok şükür. Arjantin’de hakikaten bazı noktalarda oldukça zorlandık. Yollarda çok fazla kamyon vardı ve hiçbir noktada emniyet şeridi yoktu diyebilirim. Los Andes’den 20 kilometre güneye gelmiştim. Karşımda bir tünel, tünelin önünde de bir kontrol evi vardı. Beni görünce hemen durdurdu.

  • Bu noktadan sonra tünelden geç
  • Kaç kilometre tünel?
  • 8 kilometre fakat tünele bisikletle girmek yasak.
  • Peki ne öneriyorsun?
  • Sana karayollarından bir araç çağıracağım. Tünelin öbür ucunda bekliyorlar. Kısa bir süre içinde gelirler.

Peki, ben bütün bu konuşmayı İngilizce konuşulmayan bir ülkede nasıl yaptım? İspanyolcam da bu kadar iyi olmadığına göre tabiki de Google çeviri programı ile adamla anlaştım. İngilizceden İspanyolcaya ve üstelik bu olayı ses komutları ile yaptım oldukça rahat oldu. Orada beklerken adam bir de çay koydu mu? Yanımda da badem vardı çıkarıp adamla paylaştım. Televizyonda haberleri seyrederken de araç geldi.

Bisikleti arabaya yükledik. Yüklerken bir anda durakladım adam da ne oldu diye bana baktı.

  • Bir şey mi oldu?
  • Hayır, yok devam edelim. Tünel çıkışında indirin lütfen.

Bir an 4 Nisan 2015 tarihine götürdü anılar. Bir gün kaleme alacağım.

Dünya turu yapan bisikletçiler İstanbul’daki Boğaz Köprüsü’ne geldiklerinde köprüden geçmeye çalışıyorlar. Polisimiz veya görevliler de izin vermiyor. Sonra gazeteler haber yapıyor “Dünyayı bisikletle gezdiler ama İstanbul’da Boğaz Köprüsü’nden geçemediler” Avrupa’da geçemezsin, Güney Amerika’da geçemezsin, Türkiye de neden geçilsin ki? Şimdi ben dünya turu atıyorum diye İstanbul’dan köprüden karşıya bisikletle geçebilir miyim?  Neden kendimi ve başkalarının hayatını tehlikeye atayım?

Tünel çıkısında kendisine teşekkür ettim. Şehre doğru ilerlerken 2017 Şubat Ayında Şili’de çıkan orman yangınlarından etkilenen bir alanın yanından da geçtim. Şili itfaiyesinin günlerce ülkenin dört bir yanında çıkan yangınlarla nasıl mücadele ettiklerini Arjantin’de pedallarken hep televizyonlarda seyrettim. Şili’de de Arjantin’de olduğu gibi itfaiyeler gönüllülük usulü çalışıyor. Devlet itfaiyecilere herhangi bir maaş vermiyor. Sadece araç ve giysi bütçelerini veriyor ki her itfaiye birimine de yetişemiyorlar. Santiago’ya gittiğimde öğreniyorum ki şehirde Şili Santiago Turco itfaiyesi de varmış. Hatta bizim Orman Genel Müdürlüğü Tika işbirliği ile bir itfaiye aracı verebilmek için uzun süredir uğraşıyormuş.

Daha öncesinde Tika 100 bin dolar gibi bir bütçe de ayırmış. Adamlarda bu paralarla en iyi ısıya ve ateşe dayanıklı giysileri almışlar. Kendileri ile tanıştım. Merkezlerine gittim. Sadece iki itfaiye araçları var. Biri bozuk. 20-50 yaş arası bir ekipleri var. Türkiye’de eğitim almak istediklerini sayfamdan bildirdim. Orman İşleri Genel Müdürlüğü, İtfaiyeciler Birliği, Belediyeciler Birliği herkes seferber oldu. Bürokrasiye takıldılar. Belediyeciler birliği “ya arkadaş mevzuyu amma uzattınız diyip” olaya el atarak. 4 Kadar itfaiyeciyi Türkiye’ye eğitime aldılar. Senelerdir beklenen kamyonette kısa bir süre içinde gönderildi.

Sosyal medyadan attığım tek bir mesaj etkili olmuştu. İtfaiyeciler elçiliğe ne kadar teşekkür etti bilmiyorum. Fakat eğitime gidenler ve aracı kullanan itfaiyeciler her daim mesaj atarlar tekrar Santiago’ya gelmemi bekliyorlar. Arada bir sohbet ederiz.  Komyonetin önünde duran  Büyükelçilik diplomatlarımızdan  canım kardeşim Başak bu fotoğrafla birlikte “Kamyonetin geldi” mesajını atmıştı.  ( Eğitime giden itfaiyeciler ve başka bir dolu fotoğraf çalınan telefonumla birlikte gitti ). Bu arada gönderilen kamyon Şili itfayecilerinde şu ana kadar bulunan en büyük su tankına sahip 4×4 tek araç olma özelliğinde sahip. Santiago’ya dönersem bir süre kendilerinde kalıp eğitim alacağım.  Bu konuda da sözleştik.

Jest yapalım derken google dan alırsan  karşılığını da böyle oluyor bence güzel de olmuş.

Şili Büyükelçimiz Naciye Gökçen Kaya sağolsun Santiago’da misafir etti. Bu süre içinde, okullarda sunum verdim, yerel gazeteler dergiler ve televizyonlarda gerçekleştirmekte olduğum dünya turundan bahsettim ve şehirdeki farklı iş alanlarında çalışan hem yerli halkla hem de kendi vatandaşlarımızla buluşup sohbet etme imkânım oldu.

Santiago da ki Meze Restoranı uğramak gerekiyordu. Hale Sargın sırt çantası ile gezerken bir anda bisikletle seyahat etmeye karar veriyor. Meze restoranda Hale’ye bisiklet sponsoru oluyor.

(Şimdilerde kendisine 2011 de dünya turuna çıkmadan önce sponsorluk görüşmesi yaptığım fakat kabul etmeyen firma sponsor oluyor! Onları da tebrik ederim geçte olsa olayda ki ışığı görüp bu tarz bisikletli geziler yapan Türk bisikletçilere sponsor olmaya başladılar)

Öncelikle Meze restorantı ziyaret ettim. Karşılaştığımızda da:

  • Selam Ben Gürkan Genç. Bisikletle dünya turu yapıyorum. Türk restoranlarına hep yemeklerimizi özlediğim için giderdim fakat buraya bunun için gelmedim. Teşekkür etmeye geldim. Hale’ye bisiklet sponsoru olman çok ö Çok insanın hayatını değiştirmesine vesile olacaksın.
  • Gürkan öncelikle selam, çok memnun oldum. Hep adını duymuştum. Ben de sana teşekkür ederim.

Bu muhabbetten sonra bir güzel yemeklerini yedik. Mezeler süper, rakı bile var. Mekan oldukça bilinen popüler bir yer. Bu noktada Türk dizilerinin de büyük yardımı olmuş. Birkaç sene içinde Santiago’da bilinen restoranlar arasına girmiş. Hatta orada bulunduğum süre içinde birkaç kanal tam gün boyunca Meze Restoranın yemeklerini ve işletmeyi televizyonda tanıttılar. Tabi burada Onur’un adının da bir avantajı var. Halit Ergenç’in canlandırdığı karakterlerden birinin adı Onur’muş. Oradan da almış başını gitmiş mekanın popülaritesi. Arjantin ve Şili’de kime Türküm desem zaten hemen Onur, Onur deyip duruyorlar.

Elçilikten, Başak ve Yiğit çifti de bir gün yemeğe aldılar. Sağolsunlar uzun zamandır takip ediyorlarmış. Elçimiz misafir etmeseydi zaten onlar da evlerini açacaklarmış. Bahçeleri de vardı çadır atardım bahçelerine. Uzun bir süre kaldım Santiago’da. Hatta bazı arkadaşlar yerleşik düzene geçtiğimi falan düşünmüşler. Uzun süre kalmamın sebebi birden fazlaydı.

Kron bisiklet amortisör yolladı ki disk frenden V frene geçmek için iyi bir amortisör bulmak oldukça zor oldu. Santiago’da Eduarda sağolsun yardım etti. Tüm gün bisikletçileri gezmiştik. Sonrasında bulduğum ürünü Kron Almanya’dan yollattı. Güngörler Bisiklet kask ve V frenleri yolladı, Bisiklet Gezgini arkada yırtılan çantanın yenisini yolladı, hidrolik V fren de yollamışlardı ama benim bisikletteki bagaj düzeninden dolayı olmadı. Almanya’dan dostum Oğuz kar lastiklerini yolladı. Damla Pastanesi bir kutu kuru pasta yollamış. Arkadaşım irem pasta fabrikası ile bana yolda tüketmem için enerji dolu pastalar yollamış. Ailem de bir dolu kuru yemiş göndermişti. Bülent ve takımı web sayfam ile ilgilendi. Takım arkadaşlarımdan Mine Poge ile süper bir çalışmamız var, inşallah bu sene içinde sizlerle paylaşacağız. Genç Kâşifler 2017 için hazırlıklar yapıldı 16 öğrenci arkadaş katılacak.

Kısacası her şeyi yolda ilerlerken halletmem çok zor. Bazen arka arkaya geliyor. Santiago’da bu yüzden durdum ve durmam da iyi oldu. ☺

Mesela bu Türk dizilerinin neden ve nasıl bu ülkede bu kadar popüler olduğunu merak ettim, Şili Büyükelçimiz Naciye Gökçen Kaya’dan öğrendim. Şili’nin meşhur kanallarından Mega TV iflas bayrağını çekmek üzereymiş ve son umut Türk dizilerinden birini almışlar. Yanlış hatırlamıyorsam “Fatma Gülün Suçu Ne?” Büyükelçimize de rica etmişler, tanıtımını elçilikte yapalım diye. Türk yemekleri eşliğinde yazılı basına Türk dizisinin tanıtımı yapılmış. Yayına girdikten sonra herkes tarafından büyük ilgi görmüş. Sonrasında şirket bazı Güney Amerika ülkelerinde yayın haklarını satın alarak oralarda göstermeye başlamış, onlarda da tutunca olayın arkası gelmiş. Başka ajanlar Türkiye’den farklı dizilerle antlaşma yapmaya başlamışlar. Sadece Şili’de oynayan 10’dan fazla Türk dizisi var. Üstelik şu anda 2017’de Türkiye’de gösterilen tüm dizileri de satın almışlar.  İngilizce konuşabildiğim vatandaşlara Şili ve Arjantin yolculuğum boyunca neden Türk dizilerini sevdiklerini sordum? Hatta bir gece kızlarla dışarı çıkmıştık güneyde bir yerde “Dizi başlayacak onu seyretmek için hostel’e geri dönelim” dediler. Hostele geldik bir baktım ki Muhteşem Yüzyıl seyrediyorlar.

  • Aaa bu dizi çok meşhurdur bizim ülkede fakat yıllar önce öyleydi, biteli çok oldu.
  • Bundan sonraki bölümlerde ne olacağını biliyor musun?
  • Dizide ne olacağını bilmiyorum da, tarih olayın gidişatını biliyorum.
  • Sen bu sultana çok benziyorsun (Halit Ergenç). Türk erkekleri hep böyle yakışıklı mı?
  • Tabi alayımız yakışıklıdır. Her bölge erkeğinin ayrı havası vardır. Bölgeye göre ten, saç, göz renkleri de değişir. Boy desen boy, vücut desen vücut hepsi var. Hangi formatta Türk erkeği hoşunuza gider bana e-posta atın o bölgede size turistlik yerlerin olduğu bir tur programı ayarlarım.

Hahahahah yahu kızların bakışları görmeliydiniz. Ağızları açık dinliyorlardı. Ülkeyi bu şekilde daha önce turizm amaçlı pazarlayan biri oldu mu hiçbir fikrim yok.

Şili’ye gelindi mi Türk parkında Atatürk heykelinin önüne gitmeden olmaz. Ben oraya ilk Santiago gezimde gitmedim. İkinci defa Santiago’ya uğradığımda gideceğim 🙂 . Onun yerine Mustafa Kemal Atatürk İlkokulu varmış, oraya çocuklara sunuma gittim.

Üstelik bu okul 1965’den beri varmış ve Türkiye Cumhuriyeti devleti bu okula her yıl yardım yapıyormuş. Tika’nın yetkilileri geldiğinde tesadüf eseri bende oradaydım.

Zehra Ezgi Hoşsöz öğretmenimizle de tanıştım. Gözlerim yaşardı! İlk defa bir okula Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak hem İngilizce hem de İspanyolca bilen bir öğretmen göndermişiz. Yaşadığım şok çok büyük. Malumunuz Tunus yazımda anlatmıştım; devletimiz, Fransızca ve Arapça konuşulan ülkeye ne Fransızca ne Arapça ne de İngilizce bilen 10 öğretmen yollamıştı. Fakat bu olay çok hoşuma gitmişti. Zehra öğretmen bu ülkede kaldığı süre boyunca da çok güzel geziler yapmayı çevreyi tanımayı ihmal etmedi. Helal olsun. Fakat bu gözyaşları ve mutluluk pek uzun sürmedi.

Tika yetkilileri ile Büyükelçimizin daveti ile katıldığımız yemekte konuşmalar sırasında Tika’nın yaptığı çalışmalar anlatılırken konu İsrail’e geldi. İnşaat mühendisi olan Tika çalışanı “Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptığı Kubet–üs Sahra’nın da tadilatını yaptık” gibisinden bir söz söyledi” Yanlış anlamışımdır diye içime kurt düştüğü için sordum:

  • Kubbet-üs Sahra’yı Kanuni Sultan Süleyman mı yapmış?

“Evet” dedi! Üstelik “yanlışınız olmasın” dediğimde de o kadar net ve kendinden emin yanılmadığını dile getirdi ki hayret ettim. Hep derim bizim bu kurumların içinde dünyadan ve yaptığı işten haberi olmayan, kağıt üstünde uzmanlığı var denilip işe alınan ve bir çok konuda vizyonu ve bilgisi olmayan çok vatandaşımız var. Bilemem belki işinde çok iyidir başarılı biridir ama bu konuşmadan sonra geç dedim… Eskiden sinirlenirdim neden böyleyiz diye de uzun zamandır sakinim. İstiyorsa babam yaptı desin umrumda değil, bu eğitim sisteminde ektiğini biçersin.

Ya bu arada aklıma geldi. Ankara Şili meydanında Şili’nin kurtarıcısı Bernando O Higgens’ın heykeli önünde acaba bir Şili’li gidip ülkesinin bayrağını açıp fotoğraf çektirmiş midir? Kurtarıcılarının adında şehirleri bile var. Google’dan baktım Heykel önünde foto çektiren bir Şili’li göremedim.

Santiago şehrini Pazar günleri ayrı bir sevdim. Şehrin en işlek caddelerini trafiğe kapatıyorlar. Kaykayını, bisikletini, patenini alan sokaklarda özgürce geziyor. Bisiklet ve bisiklet yolları konusunda Avrupa’dan sonra gördüğüm en iyi ülke Şili. Her kasabasında, köyünde, şehrinde bisiklet yolu var ve oldukça iyi yapılmış. Öyle göstermelik kısacık bisiklet yolları değil bunlar. Özellikle turistlik bölgelerde çok çok daha güzel yapmışlar. Bu pazar günlerinden birinde insanların fotoğrafını ve videolarını çekmek için drone ile dışarı çıktım. Drone Güney Afrika’da bozulmuştu ve tamiri için yaklaşık 500 dolar istemişlerdi. Dedim belki Türkiye’de biri yardımcı olur yapar gönderelim. Türkiye’deki drone camiasının yönlendirdiği kişiye gönderdik. Cihazı yaptı 850 TL olduğunu söyledi.

  • Eline sağlık. Cihazı şu adrese yollarsan sevinirim. Bu hafta Şili’ye kargo yola çıkacak ona yetiştirelim. Ben de önümüzdeki hafta için ödemeyi yaparım.
  • Oooo öyle bir dünya yok arkadaş ödemeyi alırım?

Şimdi burada hata bende, arkadaş da değil. Hani hep takipçiler der ya abi ülkenin gururusun “herkes seni ve yaptıklarını biliyor” la bu hikaye kısmı ben az biraz biliniyorum derken kimse inanmıyor. Yahu yolda karşılaştığım Türklere ne halt ettiğimi mi anlattığımı sanıyorsunuz?  Çok arkadaşım şahit olmuştur ne yaptığımı ne ettiğimi anlatmadığıma. Böylelikle Türkiye’de bilinen biri olmadığımı gayet iyi biliyorum. Gezen adamların bile benden haberi yok ( Olmak zorunda da değil ayrıca) İndirim dahi istemediğimiz arkadaşa haftaya öderim deme cüretinde bulundum. Kabul etmedi. Aileme telefon açtım durumu anlattım. Hemen parayı gönderdiler. Ürünü de birkaç gün sonra kardeşime gönderdiler. Kardeşim telefon açıyor:

  • Abi drone geldi, kargoyu ödemeli göndermişler. Abi ne yalan söyleyeyim üzüldüm.
  • Üzülme Gürhanım boşver. Sağ olun.
  •  Abi neden böyle ödemeli göndermişler. Yani sen neler……….
  • SİKTİR ET Gürhan üzülme kapa konuyu!
  • Peki abi.
  • Senin keyfin nasıl?
  • Her zaman ki gibi iyim 🙂

Santiago’da bulunduğum süre içinde Hale Sargın ile tanışma fırsatım da oluyor. Kendisi bisikletini Peru’da bırakıp Şili’nin güneyinde arkadaşını ziyarete gidiyormuş, yol üstünde Santiago’da duruyor. Meze Restoran’da buluşuyoruz. Hale bisiklet alana kadar yakından takip ettiğim bir gezgin değildi. Sadece ikimizi de takip eden okuyucular orada buluşursunuz diye mesaj atıyorlardı, ben de oraya geçmeme daha var var diyip kendisinin sayfasını okumayı sonraya bırakmıştım. Güney Amerika’ya vardığımda Arjantin’de pedallarken Hale’nin sayfasında (işim gücüm gezmek )  yazdığı tüm yol anılarını hatta sadece Hale’de değil, Mehmet Genç ve Elif Üzer’in yol anılarının tamamını okudum. Daha önceki yazımda dediğim gibi farklı bakış açıları güzel bir zenginlik. Dikkat etmediğim veya etmeyeceğim detayları o yazılarda görmek mümkün veya ayrıca başka insanların tecrübeleri ve izlenimlerini öğreniyorum.

Hatta sırt çantaları ile gezen Hidayet ve Özlem çifti ile de birlikte tanışıyoruz, onların da ” uzaklar yakın “ adında siteleri var. Tatlı esprili bir çift, Güney Amerika’yı bir uçtan bir uca geziyorlar. Hidayet bir ülkeye gittiğinde turistlik nereler varsa en ince detayına kadar gezip yazan ve ilginç yemek tarifleri deneyen biri.  Çift olarak gezmek her ne kadar kolay gibi gözükse de zor yanları da var.

Şili Santiago durağında kaldığım süre boyunca Güvenlik Ateşemiz Mehmet ile beraberdim. Sucuk ekmekli mangalımızı bile yaptık. Gece gezmelerinde Burhan’ın “Abi after’a katılıyormuyuz bir yerde” sözü beni çok güldürüyordu.Kendisine de buradan teşekkür ederim. Bu gecelerde ulaşımı çoğunlukla Uber taksilerle yapıyordum. Uber taksi olayı Şili’de yasal olmasa da oldukça fazla. Bu ülkede de taksi ile fiyat farkı yarı yarıya. Fakat polis yakaladığında çok ciddi ceza ödediklerini de duydum. Birkaç defa kadın şoföre de denk geldim. Araç sahipleri kendileri çıktı. Türkiye’de yaşayıp Şili Santiago’da Uber araç alan ve çalıştıran vatandaşlarımız bile var. Hatta bu olay dünya geneline yayılmış durumda.  Bunun dışında şehirdeki metro olayı oldukça iyi. İspanya Madrid ile aynı diyebilirim. Ha bu arada ülkedeki inşaat sektöründen madenciliğe kadar bir çok alanda İspanyol firmaların hakimiyeti var. İspanya’nın bu ülkede hala sözü geçtiğini yaşayanlar çok daha iyi fark ediyor.  Santiago’ya tekrar döneceğim. Döndüğümde kaldığım yerden devam ederim. Yola çıkma vakti geldi fakat bu sefer bir yol arkadaşım var. Birkaç gün benle birlikte seyahat edecek Engin Kaban.  Kendisini de öbür yazımda tanıtırım.

 

 

 

 

Gürkan Genç'e Destek Vermek İstiyorum!