Rusya tatile girdi Gürkan – Rusya Moskova

Gürkan Genç tarafından 7 sene önce yayımlandı
7 dakikada okuyabilirsiniz

RUSYA ROTASI

Vay be ne güzel uyudum. Yataklı trenle gidiyorum Rusya’ya. İstasyona yaklaştığımız kesin, herkes hazırlanmaya başlıyor. Benim kalktığımı görenler hemen önüme yiyecek birkaç parça bir şeyler koydu. Görevli kadın da hemen çayımı getirdi. Trende bir tek bana çay servisi yapılıyor. Ukraynalılar hakikaten beni çok şaşırttılar. Saatin 9:30 falan olması lazım yahu, hava hala karanlık. Dur bakim kaç. Oha harbiden 9:25. Bu ne ya bildiğin gece karanlığı vay be. Acaba hava kaçta kararıyor? Bu demek oluyor ki gün içinde artık çok az pedallayacağım. Evet yeni bir macera başlıyor, hadi bakalım.

Tren istasyona yaklaşıyor. Bu kalabalık vagonda en son benim inmem daha iyi olur. Herkesin inmesini bekliyorum. Tam herkes iniyor bir anda içeriye hem arka kapıdan hem de ön kapıdan 10-15 adam giriyor. Her bölmede yatakların altında üstünde mavi kolileri toplamaya başlıyorlar. Benim yatağımın altında da o mavi kolilerden vardı. Sanırım trene yolcular binmeden önce yerleştirilmiş bu koliler. Rus sınır polisi de çantalara hiç bakmadılar. Artık kolilerin içinde ne var bilemem fakat ulaşacakları yere hiçbir engelle karşılaşmadan ulaştıkları kesin. En sonunda ben de bisikleti indirip garın dışına çıkıyorum. Vuhuu kalabalık. Hakikaten kalabalık. 28 Aralık’ta gelmemin etkisi de var. Herkes tatile gidiyor sanırım etraf valizini kapıp bir yerlere gidenle dolu. İstayonun yanındaki nehiri görünce de vay be hava hakikaten soğuk dedim. : )

Öncelik Kızıl Meydan, gidip orayı görmeliyim. Gps açılır, hadi bakalım götür beni Kızıl Meydan’a. Bu arada şehirde bir sıkıntı var anlamadım gitti. İçim daraldı. İnsanların yüzüne bakıyorum böyle garip bir his var içimde. Sanki çevremde gezinen kimse mutlu değil. Tam adlandıramıyorum olayı. Tren yolculuğunun verdiği yorgunluktan da olabilir.

Moskova’da her taraf buz ve kar içinde. Trafik kitlenmiş durumda, araçların arasından geçerek sağ sol evet gayet iyi gidiyorum. Vuhu ne görkemli bir bina bu.  Sokaklardan kestirmeleri kullanarak Kremlin Sarayı’nın duvarlarına ulaşıyorum. Vay be bu sarayı hep filmlerde görmüştüm veya haberlerde. İçeri nasıl girebilirim? Kremlin Sarayı’nın hemen çevresinde bulunan yol tam 11 şerit, tek yön. Arkadaş bu nasıl bir caddedir. Böyle şehrin merkezinde 11 şerit, 11 şeritte dolu haha. Arabalar nasıl hızlı gidiyor. Baktım olacak gibi değil biri bana çarpmadan ben şu kaldırıma çıkayım. Evet, Moskova hemen hemen trafik konusunda istanbul’a benziyor; kalabalık fakat trafik akıyor burada. Üstelik bayağı da hızlı akıyor. Karşıya bir türlü geçemedim. Alt geçitlere bakıyorum, tamam bebek arabası için yol yapmışlar fakat benim bisiklet oraya sığmıyor. Bu kadar merdiveni hadi indirdim öbür tarafta bisikleti çıkartacağım diye belim çıkar. Neyse döndüm dolaştım en neticede o merdivenlerden tek tek inip öbür tarafından da çıkarttım. Herkes şaşkın gözlerle bakıyor. Yani biri de demiyor ki abi dur yardım edelim falan.

Hah şimdi sarayın yanındayım. Müzelerin olduğu bölüme yanı sarayın içine bilet alarak gidiyorsun fakat Kızıl Meydan!a bir şekilde gidebilirim. Sağa sola bakınırken;

–          Murat Abi şöyle biraz yana kay sarayın kubbesini de alayım.

–          Tamam mı?

Aha iki Türk!

–          Selam.

–          Ooo selamlar.

–          Nasılsınız? Yahu bu Kızıl Meydan’a ileriden mi gidiliyor?

–          Evet evet ileriden gidiliyor. Bu ne abi? Nereden geliyorsun?

–          Ankara’dan.

–          Uçakla mı?

–          Yok da! Bisikletle geliyorum.

Ah o bakışlar var ya. “Ne olan taş… mı geçiyon bizle?” der gibi oluyor ya her seferinde ha benim de gülesim geliyor ne yapım?

–          Dalga geçiyorsun di mi abi?

–          Yok yahu hakikaten bisikletle geliyorum.

–          Ee, ne kadar sürdü?

–          4 ay.

–          Baba sen ne yaptın ya? Ee buradan nereye?

–          Geziyorum işte ya, yukarı doğru gideceğim.

Hayır şimdi dünya turu falan desek film kopacak, konuya girmeye gerek yok. Hemen bir foto çekiliyor ve yollar ayrılıyor. Sağa sola derken hop Kızıl Meydan’ın göbeğindeyim işte bu kadar.

Kızıl Meydan’da ve Moskova sokaklarında pedallarken dikkatimi en çok çeken olay çekik gözlülerin olması. Çoğu Kırgız anlayabiliyorum. Bir önceki turumda Asya’da o kadar seyahat edince çekik gözlüleri artık vilayetine semtine kadar ayırmaya başlamıştım hehe. Ve Kızıl Meydan’a gelinir. : )

Elçiliğimizin misafirhanesine gitmeden önce Kızıl Meydan yakılarında bir restoranda hem yemek yiyim hem de biraz vakit geçirim dedim. Hemen hemen her köşe başında bir tane suşici olduğunu söylesem abartmış olmam. Girdiğim restoran da bunlardan biriydi. Fakat olayı çözmüşler, içerde çalışan herkes Kırgız hehe. Sanarsın Japonya’da yiyorsun yemeği. Bu arada şunu açıkça söylemem lazım Japonya’dan sonra yediğim en iyi suşiler kesinle Moskova’dadır. Zaman içinde bu ülkenin kensine has özel bir yemeği olmadığını da öğreniyorum. Ne kadar kötü, koca bir coğrafya ve yemek konusunda hiç alternatifleri yok.

Türkiye Cumhuriyeti Moskova Büyük Elçiliği’nin buradaki misafirhanesi aynen bir site formatında. Elçilik çalışanları da burada kalıyor. Elçilikte iletişime geçtiğim Ersegül Hanım da maalesef benim geldiğim tarihlerde ülke dışında. Gezdiğim ülkeler arasında elçilik çalışanlarımızın kaldığı binaları Türkmenistan ve Çin’de de görmüştüm. İmkan ve olanaklar varsa çalışanlar için bir konut yapılmış ve herkes ailesi ile birlikte orada yaşamaya başlamış. Ama istersen çıkar Moskova’da bir ev tutup orada yaşayabilirsin. : ) Gerçi böyle olmasını sanırım herkes isterdi fakat Moskova kadar pahalı bir şehirde bu biraz zor. 1+1 odaların fiyatı 2000$’dan başlıyor, biraz kastırıyor. İnanılır gibi değil yahu, konut fiyatları uçmuş durumda. Neden? Çünkü Moskova’da kalacak yer bulmak çok zor. Bu fiyata bulacağınız ev de şehrin dışında bir yerde. Ha öyle merkezde ev bulayım falan diyorsan fiyat daha da kalabalık. Böyle pahalı bir ortamda peki bunca insan nasıl ev kiralayıp kalıyor? 4 odalı bir ev düşünün ve her bir odasında bir ailenin yaşadığını, tuvalet ortak. Hatta şöyle konutlar düşünün; bir katta 10 daire, duş ve tuvaletler ortak. Konut konusuna bir sonraki yazıda biraz daha değinirim.

Misafirhanede bana verilen odanın hemen karşısında Moskova’ya yeni atanan Basın Müşaviri Orhan ile de hemen tanışıyoruz ve muhabbete başlıyoruz. Dediği ilk olay “Gürkan çok ters bir dönemde geldin. 28 Aralık’ta bu adamlar her şeyi bırakır. Rusya 8 Ocak tarihine kadar tatil. Sen ne basın bülteni verirsin ne bir sunum yapabilirsin. Elçilik de o zaman kadar kapalı. ” Eh ne yapalım o halde yılbaşını birlikte kutlarız, Moskova’yı gezerim, yapacak bir şeyler bulurum yahu. Eski dostlardan Orkun da burda, zaman güzel geçer, ne de olsa Moskova…

Dinlenme dönemi başlar…

 

Bir sonraki yazıyı okumak için Lütfen buraya tıklayın

 

Yeni amaçlar, hedefler hep olmalı!! – Rusya

 

Gürkan Genç'e Destek Vermek İstiyorum!