Bir gün ben de düşeceğim! Fakat bu turda değil…

Gürkan Genç tarafından 7 sene önce yayımlandı
7 dakikada okuyabilirsiniz

 

UKRAYNA ROTASI

Şehri geziyorum, soğuk iliklerime kadar işledi. Neden üşüyorum anlamadım. Üşümemem lazım bu kadar, dişlerim birbirine vuruyor. Ne enteresan yapılar var, şunun da fotoğrafını çekeyim. Burası da güzel şurada da fotoğraf çekeyim. Aghh parmaklarım eldivenin içinde resmen dondu, pedallamam lazım bir an önce de ben neden bu kadar üşüyorum anlamadım.  Pedallıyorum gidiyorum fakat bir anda inanılmaz bir sis çöktü. Sağı solu görmüyorum. Karşıyı da pek iyi seçemiyorum. Waov inanılmaz bir yapının karşısına geldim. Fotoğrafını çekmeliyim de yani makinayı koy geri çıkart dur fotoğraf çek falan bu böyle olmayacak. Çok üşüyorum. Tekrar ilerliyorum her şey o kadar hızlı gidiyor ki neden bu kadar hızlı gidiyorum.. Benim zamanım var, 7 sene? Sis bulutunun içindeyim tekrar.  Sis bulutu o kadar hızlı gidiyor ki len ben kaç kilometre ile gidiyorum? Bilgisayara bakim diyorum altımda bisiklet yok. Kocaman beyaz bir boşluğun içindeyim. Düşüyor muyum? Evet. Bilincim yerine geldi ben bir rüya görüyorum. Du bakalım bu beyaz boşluk nereye gidecek? “İstediğin zaman buraya gelebilirsin” HASİKTİR ÇADIRIN DIŞINDA BİRİ VAR. Hemen gözlerimi açıyorum, tulumu öyle bir kapatmışım açamıyorum lan. Hay ben bu fermuarın!!! Nerede ulan.. Boğulacam. Sakin ol hareket etmeeeeeee nefesini tut. Fermuar sol tarafında. Buluyorum, hemen açıyorum. Tulumun dışında çadırın içinde bir dizimin üzerine çökmüş elimdeki bıçakla çadıra gelecek bir darbeyi bekliyorum. Zaman içinde çadır içinde yatmaktan işitme duyumun geliştiğinin farkındayım. Ulaaaaan o neydi?  Rüya gibi değildi sanki gerçekten biri yanı başımda dedi bu sözleri!!. Genellikle açık arazide yatınca özellikle yüksek irtifalarda bu rüya olayını çok daha fazla görüyorum. Ama böylesi hiç olmamıştı. Dötün açıkta kalmış senin derler ya ona da ihtimal yok, fenaydı yahu. Sanki biri hemen yanı başımda konuştu. Çok ilginç bir histi. Vay be..

Kiev için son düzlükteyim, yarın akşam Kiev’e varırım. Hava sıcaklığı -18 gösteriyor, devam. Başladım pedallamaya gene irili ufaklı yol kenarında köyler görüyorum. Arada bir yanımdan araçlar falan geçiyor, kar araçları yollardaki karları yanlara iteklemiş. Bu yol Ukrayna, Polonya yolu olduğundan ve yeni yapıldığından daha temiz. Fakat yolun yan tarafında kardan tepeler oluşmuş, o köy evlerine girip çıkmak çok zor. Böyle pedallarken ilerde karların üzerinde kara bir şey gördüm hareket eder gibi oldu ama pek anlamadım. Biraz daha yaklaştım. Aaa adam mı? Karların üzerine neden oturmuş? Biraz daha yaklaştım. Beyaz saçları önüne düşmüş yaşlı bir teyze hemen önünde bastonu karların içine gömülmüş. Düşmüş, çok az hareket ediyor. Beni görünce o titreyen ellerle yardım istiyor. Teyze geldim. Teyyzem geldim.. Bisikleti hemen sağ tarafta karların üzerine fırlattım. Arka ilk gözde panço duruyordu. Kaptım onu hemen yanına koştum. Teyzenin eller açıkta karın üzerinde ne kadardır duruyor bilmiyorum. Ellerimi eldivenlerimin içinden çıkartıyorum alev içinde olan vücudum o buz kesmiş titreyen elleri tutuyor. Gözler masmavi bana bakıyor. Gülümsüyor. Dur teyze dur. Pançoyu yere seriyorum. Montu hemen açtım. Ellerini aldım göbeğime koydum teyze sakın ölme tamam mı? Montla da sarıldım, kendisine ayağa kaldırdım. Pançonun üzerine oturttum. Kıyafetleri ıslanmış. Masmavi gözleri bembeyaz saçları gözlerimin içine bakıyor. Buz kesmiş her yeri, dudakları konuşurken titriyor. Bana dakikalarca baktı. Isındıktan sonra evini gösterdi. Evi hemen o kar araçlarının yan tarafa ittiği karların öbür tarafında, çok yakın. Ayağa kalktık. Sıkı sıkı tutuyorum. O geçemediği tepeyi geçtik. Bekle işareti yaptım, hemen geliyorum dedim. Bisikleti öyle bir kara bıraktım ki gidon çantası karlara saçıldı. Toparladım hemen elime foto makinası geldi. Çalış hadi dedim. Tam fotoğraf çekeceğim…. Ömrüm boyunca o anı unutmayacağım…..

Koştum hemen teyzeye evine kadar yardım ettim. 50 metre yok o yürüdüğümüz alan ve birlikte geçirdiğimiz o zaman zarfı içinde ne bir insan geçti ne de bir araç durup yardım etti. Teyzeyi bıraktım evine. Sonrasında karların üzerine yığılıp kaldım.. Huffffffffffff haah hufffffffffffffffffffffff… Hayatım boyunca her alanda çok defa düşmüşümdür. Her seferinde ayağa kalkmaya çabaladım. Her düşüşten bir ders çıkardım. Pes etmedim. Kolay kolay da etmem. Fakat yaşlandığımda ne olacak? Bir gün ben de düşeceğim ve umarım bir hızır çıkar da bana yardım eder, ben de ona gülümserim. : )  Belki benim için de “istediğin zaman buraya gelebilirsin” derler. Rüyamda düşen sendin. Bir gün düşeceğimi tekrar hatırladım. Hatırlattın bana teyze. İyi ki bu yolculuğu yapıyorum. Bu yolculuğu yapmama olanak sağlayan herkese, dualarını benden eksik etmeyen sizlere minnet ve şükran duyuyorum. Teşekkür ederim………………..

Teyzeyi gördüğüm anda iyi terlemiştim. Belki vücut ısımın bu kadar fazla olması onu çok çabuk ısıttı. Fakat şu an buz kesmiş durumdayım. Dişlerim birbirine vuruyor. Hiç bu kadar üşümemiştim. Parmaklarım acıdan yanıyor. Hepsi ıslandı. Teyzeye yardım ettim, sıra kendimi kurtarmakta. Yolun ortasında soyunmaya başlıyorum, üstümdekileri değiştirmem lazım. Hepsi nemli. Ateşlemem lazım vücudu. Ateşleyene kadar o ilk 15 dk yemin ediyorum ”Ki” gücü dedikleri bir şey var. Bu güç son güçtür. Uyguladığınız güç doğrultusunda son bir bağrış size ekstra güç katar. Limitler tavan yapar o sırada. İşte bende belli bir hızdan sonra o bağırma geliyor artık. Durup ısınacağım bir yer yok ki? Ben de tüm gücü bacaklara verdim, artık nasıl hızlı kadans yapıyorum. Bu arada yolun sağındaki buzlanmaya da dikkat etmem gerekiyor.

Türkiye’de haftalardır televizyonlarda Ukrayna’da insanlar soğuktan ölüyor diye yayınlıyorlar. İşte bu sebepten dolayı ölüyorlar. Düştüklerinde yanlarında yardım edecek onlara el uzatacak kimse olmadığı için. Sen de yalnızsın Gürkan diyeceksiniz. Bana el uzatan var şimdilik. : ) Yolculuğu beraber yapıyoruz boşuna demiyorum.

Bir ara siyah bir araç önüme geçiyor ve beni yavaşlatıp sonra duruyor. Ben tam yanında geçerken bir korna çalıyor. Durmak zorunda kalıyorum.

–          Selamlar, Adım Berat. Ukrayna Kültür Ateşesiyim.

–          Merhabalar Berat Bey.

–          İsterseniz şu ileride bir kahve ısmarlayayım. Bu arada Ukrayna’ya hoş geldiniz.

–          Berat Bey teklifiniz için sağolun fakat şimdi durursam ben Kiev’e bugün varamam.

Henüz 45 km yapmıştım. Ve adam akıllı dinlenmek istiyordum. Durursam o 40 kilometreyi çıkartamazdım. Kendisi de anlayışla karşıladı, ayrıldık.

Benim kafa hala yaşadıklarımla meşgul bu arada. Bir önceki turumda Türkmenistan’da bir ekmek hikayesi var, Tacikistan’da silahla durdurulduğum an, Çin’de yaşanan bazı olaylar. Japonya’da beyaz ak gandalf diye dalga geçtiğim adam. Hum neyse vardır bir sebebi, bakalım daha neler göstereceksin..

Kiev tabelasının önünden geçerken bir yumruk havaya kalkar. Bu bölgeye bu zamanda bisikletle gelmek. Budur……….

Gürkan Genç'e Destek Vermek İstiyorum!