Bazen de canım gitmek istemez geçtiğim köyden, kasabadan.

Gürkan Genç tarafından 1 sene önce yayımlandı
10 dakikada okuyabilirsiniz

Maria’a ve ailesinin evinden ayrıldıktan sonra Temuco şehrine doğru devam ediyorum. Yol boyunca kamp atacak yer bulmak çok kolay. Ayrıca Şili’de yol kenarlarında Hosteria olarak geçen ucuz tır parkları da var. Bu tır parklarındaki menü şeklinde belli bir formatta satılan yemekler de oldukça iyi ve ucuz.

Temuco şehrine varmadan önce Alaska’dan Patagonya’ya giden ve motorları ile geri dönüş yolunda olan Onur ve Ayfer çifti mesaj atıyor.

  • Gürkan biz öğleden sonra Temuco’da oluruz, sen nerelerdesin?
  • Tamamdır ben de Temuco’ya öğlen varım. Önce gidip bir yerde duran koordinat atsın.

2016 Aralık ayında Arjantin Buenos Aires’e geldiğimde ilk olarak ülkede gezen motorculardan Namık Abi ile tanıştım, o zaman bana Whatsapp’dan oluşturdukları bir Güney Amerika grubundan bahsetmişti. Onur ve Ayfer’in seyahatini de o gruptan öğrendim. http://ayferonurseyahatnamesi.com/

Temuco şehrinin girişinde de hemen bisiklet yolu başladı. Bu şehirde bisiklet yolu işaretlendirmeleri de oldukça iyiydi. Şehir merkezine kadar rahat ilerlemiştim fakat şehir içindeki bisiklet yollarını ana caddeye değil ara caddelere yapmışlar. Ben mi gözümden kaçırdım görmedim anlamadım. Onur ve Ayfer de şehre gelmişler, şehrin merkezinde bulunan bir benzinlikte buluştuk.

2001’den beri Amerika’da yaşayan ve fırsat buldukça gezen bir çift. Şu andaki turlarına da 2016 yılında Atlanta’dan başlamışlar. BMW F800 GS ile yollarına devam ediyorlar ( Ben bu yazıyı yayınladığım tarihte ise Türkiye’ye varmışlardı) . Turlarının tüm detayları internet sayfalarında yazıyor.  Motoru gördüğümde bir yuh şektim. Baba oldukça ağır gözüküyor. Özellikle Patagonya rüzgarında yaz ve ilkbahar aylarında bu motorları kontrol etmek bisikleti sürmekten çok çok daha zor güney Amerika kıtasında.  Gezginler bir araya gelince muhabbette aldı başını gitti zamanın nasl geçtiğini anlamıyoruz, havayı karartmaya başlamıştık ve nerede kalmayı düşünüyorsun dediler. Tabi ki itfaiyede kalırız dedim. Daha önce seyahatlerinde hiç itfaiyecilerde kalmamışlar. Normalde izin almam çok kısa sürüyordu fakat Temuco’da 1’den fazla itfaiye merkezi olunca ve biz de bunlardan birine gidince haliyle merkeze gidip izin almamız gerekti, bu da biraz zaman aldı. Neticede bize yatacak çok güzel bir oda ve duş imkanı sağladılar.

Onur ve Ayfer Patagonya’dan yukarı geldikleri için aşağıdaki son gelişmeleri yolun durumunu da onlardan öğreniyorum. Güzel bilgiler veriyorlar. Aşağıda kaldıkları süre zarfında Antartika turunu da geçekleştirdiler. Benim hayalimde de oraya gitmek var fakat görünüşe bakılırsa o iş bu sene olmayacak. Hayırlısı diyelim. Bu arada kaldığımız itfaiye de eğitimlerini bitiren yeni itfaiyecilerin birime kabul törenlerini de seyrettik. Serin bir akşamda üzerlerine itfaiye aracından çıkan buz gibi bir suyla bir güzel dövüyorlar. Dövüyorlar diyorum çünkü o suyun tazziği normal değil.

Onur ve Ayfer çifti ile sadece bir akşamımı birlikte geçirebiliyorum, onların da yolu uzun benim de. Nasıl olsa Türkiye’de veya dünyanın başka bir yerinde tekrar karşılaşacağız.

Temuco’dan sonra aşağı Osorno’ya gitmek yerine bu noktadan Pucon üzerinden geçip Bariloche yapıp sonrasında Osorno Yanardağı manzarasını aşağı taraftan görecek şekilde yoluma devam etmeye karar verdim.

Pucon’un çok güzel bir kasaba olduğunu bir iki yabancıdan daha önce duymuştum, gidip bakmak lazım. Temuco-Pucon arasındaki yol yaz aylarında oldukça kalabalık oluyormuş. Bölge halkından öğrendiğim kadarı ile yaz aylarında bizdeki Çeşme ayarında bir yer. Hatta Şili’de IronMan’in yapıldığı bir numaralı ve popüler destinasyon. Yol üstünde bölgede yapılması düşünülen hidro elektrik santrallerle alakalı bir iki reklam gördüm. Şili halkı Patagonya’yı ellerinden geldiğince korumaya çalışıyorlar. İlerleyen günlerde bir kaç projeyi baskıları sonucunda durduklarını öğrendim.

Pucon’a varmadan önce yoldaki ilk kasaba Villarrica. Küçük bir yerleşke fakat kasabanın girişindeki manzara süper. Turizm ve balıkçılıkla geçinen bir köy. Köy girişinde Pucon’a daha yakın olan Villarrica Yanardağı’nın manzarası da müthiş! Lan o yanardağ tütüyor mu?

Vallahi tütüyor. Bak haberim yoktu; bu yanardağ bildiğin aktif bir yanardağmış. Geceyi itfaiyenin arka bahçesinde çadır kurarak geçiriyorum. Sabah da itfaiyenin üst katını kiraya verdiği dans okulundaki zumba aktivitesi ile uyanıyorum. Bir süre dans edenleri seyrettim. Biraz kıvrak olsam dans ederdim de yok o kıvraklık. Hele yıllardır bisiklet üstünde de olunca bildiğin dökme demir modundayım.

Kasabada bir iki tur atıyorum. Villarrica gölüne karşı kahvaltımı da yaptıktan sonra yola çıkıyorum. Zaten bu noktadan sonra fazla da bir şey kalmıyor Pucon’a. Yolda ilerlerken önde gördüğüm ve bisikletinin yanında bidonlar taşıyan bir bisikletçinin yanından geçiyorum. Bölgede bisikleti ulaşım aracı olarak kullanan çok kişi var. Daha önceki yazılarımda dediğim gibi hemen her kasabada, köyde bisiklet yolları olduğundan yolda yük taşıyan bir bisikletli gördüğümde köylülerden biri sanıyorum. Önümdeki bisikletin her tarafında da bidonlar var. Onu geçtikten 2 dakika sonra bir bidonlu bisikletli daha çıkıyor. Arkama dönüyorum bu arkadaşa bakıyorum, önümdekine bakıyorum yahu bunlar turcuymuş! Hemen öndekinin yanına gidip selamlaşıp ayak üstü sohbet ettik.

Santiago’dan iki üniversite öğrencisi. 10 günlük tatillerinde Temuco’dan Pucon’a ve bölgedeki birkaç güzel noktayı daha bisikletle gezmeye karar vermişler. Bisikletlerin çantalarını da hafif plastik bidonlardan yapmışlar. Bu çantalar aslında oldukça kullanışlı fakat bisikletler sağa sola düştüğünde kırılma veya çatlama ihtimalleri var hatta birkaç bisikletçide bağlantı noktalarından kırıldığını da gördüm. Kısa mesafe veya bir hafta, bir aylık gezilerde kullanışlı olurlar çünkü yedek parça bulabilir veya alternatif bir şeyler yapılabilir bozulduklarında. Sonrasında yanlarından ayrılıp kendi tempomda devam ediyorum.

Pucon girişinde birçok ülkeden bayraklar asmışlar, genel olarak bu bayraklar arasında hiç Türkiye’yi görmem. O bayraklar genellikle bölgeye gelen turistlerin yoğunluğu ile de alakalı bir durum. Bizim ülkede malum pasaport ücretleri ve doların durumu göz önünde bulundurulunca geliri yüksek olan kişiler için bile 2 hafta Patagonya’da otelli, ulaşımlı, seyahatler hiç de ucuz değil. Bu bayraklar arasında bir bayrak dikkatimi çekti. Birleşik Arap Emirliği. Nerden nereye! Bu bölgede burkaları ve beyaz entarileri ile gezen Arapları göreceğimi hele bu mevsimde hiç düşünmüyorum. Çünkü Soğuk!  Şehre giren ana caddeyi takip ettim. Wowwww bu ne ya ortam bir anda İsviçre’nin bir köyüne döndü.

Bölgenin turizm ile tanışması 1923 yıllarında olmuş. Onun öncesinde askeri üs olarak kullanılan bir kasaba Pucon. Bölgenin yerlileri Mapucheleri vadi boyunca takip eden Arjantin askerleri tarafından bulunmuş bir yer. Göl üzerinden yapılan yolcu taşımacılığı 1940 yıllarda başlamış.

Özellikle Şili’li yerli turistlere her yıl ev sahipliği yapan muhteşem bir yer. Kışın geldiğimden belki de gözüme çok daha güzel gözüktü. Yazın anlattıklarına göre iğne atsan yere düşmeyen bir yermiş. Bölgede volkanlar, şelaleler, mili parklar, doğa sporları etkinlikleri yapılıyor. Şehrin çevresinde irili ufaklı birkaç göl var. Pucon’dan fazla uzaklaşmadan Arjantin sınırına doğru giderken de 5-6 tane çok güzel kaplıca merkezi var.

Bisikletimle giderken yol üstünde bir tanesinde durup kaplıcaya girip sonrasında yola devam ettim. Şehire dünyanın dört bir tarafından yabancı turistler de geldiğinden bar, restoran ve dünya mutfağından seçmeler de var. Sırt çantalılar ve bisikletli gezginler için de güzel bir destinasyon, kamp kurulacak alanlar var ve kışın yaz ayına göre hostel fiyatları da uygun. Şehir de bir tane itfaiye var fakat oldukça küçük ve sağında solunda çadır kurabilecek bir bahçeleri yoktu.

Temuco gibi büyük bir şehre oldukça yakın. Üniversite, hastane ve daha birçok imkan Temuco şehrinde var. Yanardağın hala aktif olması tabi ki bir tehlike, en son 1997 yılında kül püskürtmüş ve herkes kasabayı terk etmiş. Patlasa lavların kasabaya ulaşması çok hızlı olacaktır. Her gün onlarca kişi yanardağ yürüyüşüne gidiyor.

Şehri hakikaten çok sevdim, göllerinde yüzdüm, göl kenarındaki kumsallarda kitap okudum, bölgede bisikletle tur attım. Bir gün bir mesaj geldi “Abi ben Oğulcan. Sırt çantamla geziyorum ve Pucon’a geldim. Paylaşımlarından gördüm sen de buradasın mümkünse görüşebilir miyiz?” Şu zamana kadar kimseye hayır demedim ve Oğulcan ile de tanışıp güzel bir kardeş edindim. Kendisinin de yol anılarını ve deneyimlerini paylaştığı bir web sayfası var: www.ogulcantemiz.com Görüştüğümüzde Güney Amerika’da turunu bitirmesine az kalmıştı. Bakalım bir daha nerede karşılacağız.

Pucon’a yazın gelen farklı bir ortamı kışın gelen ( Haziran,Temmuz, Ağustos aylarında) farklı bir ortamı bulur.  Ana yolun dışında kalan bir nokta.  Evet çok fazla aktivitesi var, evet doğası çok güzel fakat ben bu kasabaya gelirsem yaşamaya gelmeyi isterdim. Özellikle de sonbahar ve kış aylarında. Bunun için ev ve arsa fiyatlarına bile baktım.  Bakmakla da kaldım 🙂 . Fakat gel gör ki söylenen rakamları verip bir ev almam şu an için mümkün değil. Gelecekte de olur mu onu da bilmiyorum. Pucon güzel bir kasaba, turistlik aktiviteler için değil yaşamaya gelinecek bir nokta

Her güzelliğin bir sonu oluyor bu yolculukta.  Açıkçası bu kasabada aylarımı geçirmeyi çevresindeki doğayı yürümeyi veya bisikletle turlamayı  ( Yürümek mi bunu ben mi dedim? Yani bak o kadar hahah ) isterdim.  Fakat buraya kadar yola devam.

Bu noktadan sonra Arjantin’deki göller bölgesi ve Bariloche’ye doğru yola çıkıyorum. Arjantin’e geçinceye kadar her gün yağmur yağıyor. Sonbaharın son günlerinde renkler olağanüstü bu bölgede de. Ant dağlarında 900 metrelik bir tırmanış dan sonra Arjantin’ geri geçiyorum.

Sonraki yazıyı okumak için lütfen buraya tıklayın

 

Gürkan Genç'e Destek Vermek İstiyorum!