Tur bisikletçiliği ile alakalı yıllar içinde edindiğim bazı tecrübeler ve düşüncelerim

Yaşadığım tecrübeler ve gözlemler sonucunda bisikletle uluslararası geziler yaparken edindiğim bazı tecrübeler 

 

  1. Bana göre her türlü bisikletle dünya turu yapılır. Bisikletin bir tur bisikleti olmasına veya su geçirmeyen çantaların olmasına gerek yok. 2010 yılında Türkiye’den Japonya’ya gittiğim bisiklet ve şuanda kullandığım bisiklet tur bisikleti kategorisinde değildir. Her ikisi de ön amortisörleri olan dağ bisikleti. 2010-2011 yıllarında Türkiye’den Japonya’ya kullandığım bisiklet çantaları su geçiriyordu. Çantaların içine çöp poşetleri geçirerek eşyaların ıslanmasını önlemiştim. Eksi 35 dereceyi 3 mevsimlik çadırda görmüştüm. Muson yağmuru da dâhil, her türlü hava koşulunda gitmiştim. Yani olay bisiklette değil onu sürenle alakalı. Yapabileceğinize inanıyorsanız deneyin. Kimse sizin ne yapabileceğinizi sizden daha iyi bilemediği gibi sizler de başkalarının hayatlarını riske atıp hayallerini gerçekleştirmek için neler yapabileceğini bilemezsiniz.

 

  • Bisikletin, kaliteli ürünlerle tam donanımlı olması demek, yolda yaşanabilecek canımızın sıkılacağı durumları çok daha az yaşamamız anlamına geliyor. Bu kaliteli parçaların bisiklete takılmasıyla da bisikletin fiyatı oldukça pahalı olur. Örnek şuanda kullandığım Bisiklet, çanta ve ekipmanları hariç $5000 dolardan fazla.

 

  1. Uzun mesafeler kat ediyor ve yerleşim yerlerinden az geçiyorsanız bisikletiniz de 1.5 veya 2 litre pet şişe taşıtabilecek suluk kafesleri olsun. Yol bisikletleri için yapılan 500ml suluklar tur bisikletçileri için çok küçük kalıyor. Türkiye’de bu kafesleri satan bisiklet dükkânları var. Onlardan temin edebilirsiniz. Bisikletim de 3 adet 2 litrelik suluk kafesi var. İki tane iki litrelik pet şişe bir adette iki litrelik termos taşıyorum. Ayrıca çöl geçişleri için de iki adet 4 litrelik ve bir adet 10 litrelik su tankı var. Su hayatta ki en önemli şey olduğu gibi yapacağınız turda bisiklette yeteri kadar olması gerekir.

 

  1. Yukarıda da belirttiğim gibi yerleşim yerlerinden uzunca bir süre uzak kalındığında ve içme suyu bulunmama durumunda bisiklette bulunması gereken bir diğer önemli malzeme pis suları arıtacak su filtre sistemi. Böylelikle civardaki tüm kötü suları arıtıp içmek mümkün. Bu konuda MSR’ın seramik arıtma sistemini öneriyorum. Hatta bazı sular hakikaten çok pis oluyor o zamanda seramik filtre işleminden sonra da kimyasallar atılabilir.

 

  1. Beden sürekli güneşe maruz kaldığından seçeceğimiz kıyafetler de önemli. Yıllardır fotoğraflarıma bakanlar içimde siyah bir atlet üstümde beyaz bir gömlek görürler. The North Face in ürünleri olan bu kıyafetler, UV koruması olup yoldayken aynı zamanda terli bırakmıyor hemen kuruyorlar. Fazla bol olmamasına özen gösteririm. Şapka ve gözlükte bu seriyi tamamlarım. Krem sürdüğümde nefes alan deri gözenekleri terle birlikte sürdüğüm kremi bir süre sonra kusacaktır. Bu yüzden uzun kollu bir gömlek alıp yola devam etmek en güzeli. Ayrıca uzun kollu gömlek sayesinde gün boyunca tene yapışan toz topraktan da korunmuş oluyorum, bu vesileyle de tulumun içine daha temiz bir şekilde giriyorum.

 

  1. Kışın yapılacak bir tur da gene kıyafet seçimine dikkat etmek gerekiyor. -25 C de Teknik atlet, Hızlı kuruyan sentetik termal içlik ve Wind Stoper (Kıyafetin içinden rüzgarın geçmesini önleyen kumaş tasarımı)  yeterli olacaktır. Yünlü bir içlik giymeyi tercih etmiyorum. Nabız 120-180 arası attığından terleme fazla oluyor. Islandı mı kuruması zor (merinos da denedim) Giydiğim windstoper ın koltuk altlarında fermuarla açılabilen alanlar olması önemli. Böylelikle terleme fazla olduğunda o alanın açılması havanın içeri girmesini sağlayıp kıyafetlerin kurumasına yardımcı oluyor ( 6 senedir bu şekilde geziyorum henüz hasta olmadım) . -40 C de her 40 km bir durup dinlenirim. Durduğum yerler mutlaka kapalı alanlar olur. Bu alanlarda Termal içliği ve teknik atleti çıkartırım üşümüyorsam windstoper ile dururum. Üşümeye başladığımda üzerime yanımdaki kalın montu geçiririm. Bu arada kıyafetlerdeki nem gidene kadar bekler, dinlenir sonra gene aynı kıyafetleri giyip yola çıkarım. Soğuk havalarda yokuş çıkarken terlemeye başladıysam parça parça üzerimdekileri çıkartırım. En son atletle zirveye varırım. Zirvede çıkardıklarımı tekrar üstüme giyerim.

 

  1. Kışın çadırda uyurken kıyafetlerimi bezden bir poşetin içine koyup tulumun içine atarım. Kıyafetlerim sabah sıcacık giyer ve gece boyunca da beden ısımla nemini almış olurum. Bezden poşete koyarak tulumun içinin kirlenmesini de önlemiş oluyorum.

 

  1. Tulum temizliğini 2 yılda bir kere yaparım. Tulumu termal içlikle kullandığımdan imkân bulduğum her fırsatta sadece içliği yıkarım böylelikle tulumu yılarca aynı kalitede özelliğini kaybetmeden kullanmış olurum. Seyahatinin büyük bir çoğunluğunu çadırda geçiren biri için tulum ve çadırın yıllar içinde yıpranma hızı oldukça fazla. Teknik tulumları yıkamak ve temizlemekte zor.

 

  1. Bölgede çadır atacak yer bulamıyorsam, çadırımda bir sorun var veya ortama güvenmiyorsam en yakındaki polis karakoluna veya askeri alana giderim. Ya polislerden veya askerlerden rica ederim biri evinde misafir eder veya bahçelerinde çadır kuracak bir alan gösterirler. Bu alanlar içinde fotoğraf çekmeye çalışmam. Hatta bu konu da izin bile istemem. Polis karakolunda uyuduğumun da fotoğrafı eksik kalsın adamları kıllandırmam! Eğer arazi de bir yerdeysem tepelik bir alan gitmeye çalışıp ne aşağısına ne de zirvesine denk gelecek bir yerde ortasında bir yerde tulumu serecek bir yer bulur ve orada uyurum. Bu alan kısmen daha sıcaktır.

 

  1. Bisikletim de her zaman 3 paket makarna bulunur. Mümkünse spagetti tercih ederim. Çantada yer bulmak daha rahat oluyor. Bunu ağırlık olarak düşünmem. 3 paketten aşağı düştüğüm anda ilk fırsatta tedarik ederim. Öyle bir alana gelirim ki seçeceğim yol üstünde günlerce yerleşim yeri olmayabilir. Ee yakında da market ve benzer yer yoksa ve yanımda malzeme su yoksa o yola giremem. Gezdiğim ortamlara göre her zaman tedarikli olmakta fayda var. Bölgeyi tanıdığımda az çok neyi ne kadar taşımam gerektiğini anlarım. Ayrıca müsli ve konserve tunalar da çantalarımda bulunur.

 

  1. Kitlenebilen bir bisiklet ayakkabısı kullanıyorum. Bu ayakkabı aynı zamanda vibran tabanlı ve Gore-tex su geçirmez bir bot. Yaz-Kış dağ bayır her mevsimde her coğrafya da kullanabiliyorum. Bir adet sandaletim bir adette şık bir spor ayakkabım var. Bisikletimde 2 adet pantolon ki adet şort, iki adet teknik atlet, bir adet kısa kollu penye, 3 adet gömlek, 4 adet slip iç çamaşır var. Pantolonlar aynı zamanda şort ve kapri oluyorlar bisiklet sürerken de kullanıyorum. Gömlekleri de aynı şekilde bisiklet sürerken yıllardır üstümde görüyorsunuz. Böylelikle şehirlerde durduğumda davetlere, resmi yerlere ve gece kulüplerine rahatlıkla girebiliyorum. Bisiklet forması, pedli tayt kullanmıyorum.

 

  1. Pasaport ve Seyahat sigortasının bir fotokopisi mutlaka çantamın bir köşesinde ve internet üzerinde e-posta adresimde durur. Biri istediğinde elektronik olarak e posta adresimden hemen gönderirim.

 

  1. Birçok ülkenin kara yolu sınır girişinde hazır GSM kartları satılmakta. Ülkeye girer girmez kapıda alıp internetini açtırıp yola devam ederim. Kapsama alanı dışına çıktığım alanlar olsa da bu şekilde internete girmek ve iletişimde kalmak her zaman çok daha ucuz.

 

  1. Farklı bankalardan kredi kartlarım var. Bazı ülkelerde Visa kartı geçmiyorken bazılarında Master kart geçmiyor. Dünya turunu yaparken iki farklı bankadan Visa, Master, Maestro, Visa Elektronik ve American Express kartlarını kullanıyorum.  Para çekme makinalarından para çekerken kredi kartımla değil, Maestro veya Visa Elektronik kartımla çekerim. Kredi kartlarından çekmeye kalktığımda, bankanın aldığı ek ücret ve kredi kartının kredi limitinden çektiğimden ek ücret gibi faktörler devreye giriyor.  Visa Electrone ve Maestro kartlarında para çektiğimde sadece çektiğim banka ufak bir meblağ alıyor. Bunu da her banka yapmıyor.  Ülkede uzun süre takıldığımdan dolayı her seferinde farklı bankanın para makinasını dener para talep etmeyen bankayı bulurum.

 

  1. Yanımda mutlaka 10 adet 10 dolar bulur. 10 dolar altına dolarları cebimde taşımam. Afrika ve Orta Asya da o paraları bozdurmak zor oluyor.  Kredi kartı kullanılmayan ve para matikleri olmayan ülkeler var. Doları her ülkede rahat bozdurabilirim.

 

  1. Türkiye de hesabımda para var. Fakat bulunduğum ülkede Kredi kartı da geçmiyor para çekebileceğim bir para matikte yok. Türkiye’den de kimseye ulaşamıyorum. İnternet üzerinden banka hesabıma girip Western Union’a kendi pasaport numaramı verir bulunduğum ülkeye havale çıkartırım. Komisyonu biraz fazladır fakat paraya ihtiyacım varsa kesin çözüm. Western Union mutlaka ama mutlaka her ülkede var. Tecrübe ile sabit en alakasız uzak noktalarda, dağın başında bile denk geldim.

 

  1. Bazı ülkelerde hala kredi kartı şifresi kullanılmadan kredi kartımdan işlem yapılmakta. Kredi kartı kullandığım alanlara dikkat ederim. Kredi kartı geçiyor diye de her yerde kredi kartımla ödeme yapmam. Baktım ortam pek güven vermiyor. Ödememi nakit yaparım. Kredi kartı ile şifre ile işlem yapıldığında Türkiye deki banka direkt olarak bana ulaşmaya çalışacaktır. Ulaşamadıklarında kredi kartlarımı otomatik olarak iptal edeceklerdir. Böyle bir durumda Hesabımın başlığını önceden değiştirmek gerekiyor. Mesela Benim ki “Dünya turundayım İlişmeyin” ve Müşteri hizmetlerinde bankanızın yetkilisine haber verin.

 

  1. Vejetaryen arkadaşlarım bisikletle dünya turu atarken gidecekleri güzergâhları çok çok iyi belirlemeliler. Dünya turuna vejetaryen olarak başlayıp sonrasında etobur olan çok yabancı bisikletçi tanıyorum. Yolda ilerlerken aylarca sebze meyve bulamadığım ülkeler var.

 

  1. Yabancı birinin evine misafir olduğumda cep telefonumu, bilgisayarımı ailenin yanındayken açmam. Yalnız kaldığımda sosyal medya ile ilgilenirim. Kültürlerini aile yapılarını, yaşamlarını incelerim. tecrübe kazanmaya çalışırım. İnternete bağlandığımıda dünyayı kurtarmıyorum.

 

  1. Tanımadığım birinin evinde 2 günden fazla kalıyorsam evin alışverişine ortak olurum. Bulaşıkları yıkarım, odam her zaman derli toplu olur., varsa çocuklarına bakarım, imkânım varsa aileyi veya o arkadaşı yemeğe çıkartırım. Çocuklarına bir şeyler öğretmeye çalışırım, gene imkanım varsa hediye alırım.

 

  1. Yol tecrübelerimi gittiğim ülkelerde herkesle paylaşmaya özen gösteririm.

 

  1. Tura ara verip şehirde konakladığımda bisikletinimle gezmek yerine toplu taşıma araçlarını tercih ederim. Yok, bisikletle gezeceksem de bisikletimi gözünün önünden ayırmayacağım alanlara park etmeye dikkat ederim. Bisikleti bırakıp gidersem büyük olasılıkla çalınacaktır. Çok arkadaşımın tur bisikleti çalınmıştır. Yüklü haldeyken zorunlu olarak bırakıp gittiğim zamanlarda bisikleti, kalkışın zor yapılabileceği en zor viteslerde bırakırım ki, adamı son anda görürsem yakalamam kolay olsun.

 

  1. Gece kamp kurduğumda dağ başında ıssız bir yerdeysem bisikletimi dışarıda kitlememe gerek yok. Fakat ne olur ne olmaz deyip önleminizi alabilirsiniz. Bisikletin üstündeki çantaları çadırın bagaj kısmına koyup bisikleti yatırıp çadırın çubuklarından birine kitleyebilirsiniz.

 

  1. Ahır, üstü kapalı bahçe, kesimhane, un fabrikası gibi alanlarda veya havanın iyi olduğu yeşil güzel bir yaylada yer buluruz ve “Aa, ben burada matı tulumu atar yatarım” deriz. Uzun bir yolculukta bunu yapmamanızı öneririm. Bir hayvan sokar ve bölgede hastane veya sağlık ocağı olmayabilir. Olsa bile eşyalarınızı her şeyinizi geride bırakmak zorunda kalabileceğiniz bir durum olur ve döndüğünüzde de eşyalar yerinde olmayabilir. Çadırınızın ilk katmanını kurun çadırın içinde uyuyun. Dünya turu yapıyorsanız yeteri kadar risk alıyorsunuz fanteziye gerek yok.

 

  1. Bisiklette büyük ekran bir Gps kullanıyorum. Haritasını rahat kullandığım için büyük ekran tercih ettim. Hemen yanında başka ufak bir yol bilgisayarı daha var. Gün içinde kaç kilometre yaptığıma, kalp ritmime hava sıcaklığına oradan bakıyorum böylelikle diğerinin pilini 3-4 gün kullanıyorum. Gps kullanarak seyahatin yol izi kaydını alıyorum.. Bisikletler için ufak yol bilgisayarlarında hemen hemen bu değerlerin hepsini var. Sadece yol izi tutmuyorlar ve toplam kilometreyi siz elle kafanıza göre değiştirebiliyorsunuz. 200 bin kilometrede yaptım diyebilirsiniz 300 bin kilometrede. Garmin GPS kullandığınızda bütün veriler senkronize bir şekilde çalıştığından kafadan uydurma rakamlar giremiyorsunuz.Öyle anlar oluyor ki GPS de yer alan haritada yol bitiyor. Bölgede eğer telefon çevirim içiyse internete bağlanıp GPS de uydu görüntüsünü açıp alana yakından bakıyorum önümdeki patika bir yere bağlanıyor mu bağlanmıyor mu görüyorum. Telefon da bu konuda oldukça faydalı oluyor.

 

  1. Sınır geçişlerinde bisikletinizin üzerinde duran Gps sınıra gelmeden çantanızın içinde bir yere koyun. Hatta kapatın. Bazı sınır kapılarında ülkeye GPS ile girmenize izin verilmez.

 

  1. Bir drone taşıyorsanız ülke geçişlerinde sorun çıkartabilirler. Drone ile gezen bisikletçilerin Dronelarına ülke sınırlarında yetkililer tarafından el konulduğunu biliyorum. Birçok ülkede Drone uçurmak için kanunlar var ve izinler gerekmektedir. Bu izinleri almadan uçurduğunuzda hakkınızda yasal işlemler yapılabilir. Öyle Drone um var çekim yapacağım deyip her yerde çıkarır çekerseniz. Halktan biri yetkililere haber verir. Önce bir takibe alınırsınız bu kişi kimdir nedir nereleri çekiyor neler yapıyor. Vakti zamanı geldiğinde gene cihazınıza el koyarlar. Hatta tutuklanma ihtimaliniz de var. Ucuz cihazlar değiller bu yüzden bu riski almayın derim.

 

  1. Sınır kapısı geçişlerinde görevliler mesleğinizi veya üniversitede mezun olduğunuz bölümü soracaktır. Her meslek grubunu söyleyebilirsiniz fakat asla ama asla iletişimciyim, medya görevlisiyim veya gazeteciyim demeyin. (Yazar, gazeteci, televizyoncu, spiker, editör, yapımcı, Gezi yazarı v.s bunları hiç demeyin). Mesela ben Mühendisim diyorum.

 

  1. Şehre yakın alanlarda çadır kuracaksanız. Çadırı kurduğunuz noktaya ve kurarken kimsenin sizi görmemesine özen gösterin. Sonrasında beklenmedik misafirleriniz çıkıp gelebilir.

 

  1. Bisikleti keyifle sürdüğüm ülkeler Çin, Japonya, Güney Kore, İsviçre. En fazla tırmanış Gerçekleştirdiğim ülkeler Tacikistan, Etiyopya, Güney Afrika, Fransa, ( Henüz pedallamadığım Peru, Bolivya var)

 

  1. . Bisiklet üstünde en zorlandığım bölge Moğolistan Gobi çölü geçişi.

 

  1. Kurumlar size ve hayallerinize destek olup hayal ortağınız olacaklarsa onlarla birlikte yürüyün. Bisikletle Dünya turuna sponsor olacak kurumların yetkilileri sizin dostunuz arkadaşınız olmalı. Değillerse bile olmak zorundalar. Yıllar boyunca sürecek bir ilişkiden bahsediyoruz. Öyle beyli, hanımlı resmiyetle gitmez o iş. Yeri geldiğinde abi, abla, kanka dedin mi el atacaklar olaya. Ayrıca şahsi görüşümdür sosyal sorumluluk projesi altında bir kurum veya vakıf için bir bölgeyi pedallayarak geçmem, dünya turu da yapmam ( Avrupalılar çok sever bu şekilde dünya turu yapmayı) İllaki birine destek olacaksam bunu kendim yapmaya gayret ederim.

 

  1. Uzun ve oldukça yüklü tur bisikletinde kesinlikle disk fren kullanmam! Özellikle çok fazla tırmanış ve iniş gerçekleştireceksem ciddi tehlike bir sistemdir. Yükler ve benim ağırılımla yüksek irtifalardan inerken sürekli frenaj yaptığımdan Disk ve balatalar ağırlığı belli bir ölçüde durdurabilmek için fazlası ile ısınmakta. Mekanik disk fren de olsa Hidrolik Disk fren de olsa, en iyi kalitede fren ve diskte kullanılsa ( hepsini test ettim, hava soğutmalı disk dizaynından tutunda seramik fren’e kadar) olay diskin ve balataların ısınması ile alakalı. Isınan frenler bir süre sonra tutmayacaktır ve yokuş aşağı inişlerde çok ciddi riskler içermektedir.  1 sene boyunca kullandığım sistemle yağmurda çamurda karda soğuk ve sıcak hava da pedalladım. Olumlu yanları fazla da olsa, tek ve oldukça önemli olan yokuş aşağı inerken frenlerin ısınınca defalarca tutmaması sonucu ile karşılaştım.

 

  • MTB ( dağ bisikletleri ) ve yol bisikletlerindeki ağırlıklar bizim kullandığımız bisikletlerle bir değil. Bisiklet, çantalar ve bizim ağırlıklarımız toplamda yeri geliyor 160 kg geçiyor. 3000, 4000 metre mesafeden asfaltta büyük bir alanını %12, %16, %18 de inilen sık “S” virajlı yokuşlar Türkiye’de bisikletle gezdiğim coğrafya da hiç denk gelmedi. Yapılan bu testi Türkiye’de yapmakta zordur. Bu yüzden yarışlara katılan veya günlük yaşamda, kullanan büyük geziler yapmayan arkadaşlar disk frenleri tercih edebilirler.

 

  1. Tur bisikletinde klasik çamurluk kullanmam. Klasik çamurluk kullanan tur bisikletçileri genellikle asfalt veya nispeten o bisikletlerin gidebilecekleri yolları tercih ederler. Günlerce yağmur ve çamurlu yollarda gidildiğinde çamurluk ve teker arasında yapışacak olan çamurlar tekerleği kitleyecektir ve bisikleti itmek zorunda kalacaktır veya o çamurluklar çıkacaktır. 7 yıl içinde birlikte pedalladığım gezginler bu macerayı defalarca yaşamışlardır. Dağ bisikletini tur bisikletine çevirme amaçlarından biri de budur. O çamur aynı zamanda V fren varsa V fren ayaklarına da takılacaktır. Freni kullanmayacağınız çamuru bol olduğu alanda pedallanıyorsa V frenler iptal edilip V fren ayakları sonuna kadar açılıp düz alanda kas gücünüzün yettiği yere kadar pedallarsınız. İşte bu noktada disk fren varsa daha rahat olur. Ama yukarıda dediğim gibi disk frenin hayati önem taşıyan olumsuz bir yanı vardır.
  2. Şuan kullandığım tüm yükler bir bisiklet römorkuna çok rahat sığar. Tek bir çanta içinde bütün eşyalar.  Bir şeye ulaşmaya çalışacaksın tüm parçaları çıkartman gerekiyor. Düzen yok . Ayrıca bisikleti iki parçaya bölüyorsun.  bazen öyle yerlerden geçiyorum ki bisikletin tek parça olması oldukça önemli. İpek yolu seyahati yapan bir çok Avrupalı seyahatlerine  römork fantezisi ile çıkıyor ve bu römorkları Türkiye’de bırakıyorlar. Trabzon’da arkadaşımızın evinde misafir olan bir çok tur bisikletçisi römorklarını kendisine bırakmıştı.  Uluslararası bir seyahatte römork benim görüşümce iyi bir fikir değil.  İsterseniz siz tercih edebilirsiniz.
2017-05-10T22:03:17+00:00 30.04.2017 19:41|Tur Bisikletçiliği ve Tecrübeler|Yorum yok